
Her okuduğum kitabın ardından, bu kitabı günlüğümde mutlaka yazmalıyım ve herkesin tanımasını sağlamalıyım diyorum. Ancak ağır aksak giden hayatın bile temposuna ayak uyduramayan ben maalesef bu düşüncemden de elime yeni bir kitap alınca vazgeçiyorum. Okurlarımla paylaşmak istediğim o kadar kitap var ki… Şimdi ise iki üç ay evvel okuduğum bir kitabı sizlerle paylaşmak istiyorum. Aslında paylaşmak istediğim kitap değil de, kitabın bilgileri.
Doğu kültürünü geride bıraktığımızdan mı yoksa Tanzimat’tan bu yana Batı kültürü ile o kadar fazlaca haşir neşir olduğumuzdan mı bilemiyorum ama adı Doğu’ya ait olan bir yazar duysak oradan hemen ağır aksak adımlarla, etrafımıza, hattâ kendimize bile çaktırmadan kaçıyoruz. Bizde bir İngiliz, Amerikan, Fransız ve Rus edebiyatıdır almış başını gidiyor. Eski Türk Edebiyatına meraklı olanlarımızın aklına ise Doğulu şairleri okumaktan başka bir şey gerekmiyor. Ben ise bugün siz Lübnanlı bir yazarın, Lübnanlı, Batılı bir yazarın kitabından bahsedeceğim. Amin Maaoluf’un…
Tamamını oku |
6 ahkâm kesilmiş »
Gözlerden kayboldum diye yaşamadığımı düşünmeyin sakın. Gözlerden uzak olsam da yaşıyorum ve hattâ yaşlanıyorum bir şekilde.
Duygularım devam ediyor, gülmelerim, üzülmelerim devam ediyor. Beni hayatta gösteren büyün yaşam faaliyetlerim devam ediyor. Hattâ gezip, eğleniyorum bile. Her şeye az ya da çok zaman bulabiliyorum artık. Bir şekilde bir şeylerden feda etsem de ve feda ettiğim bir şeyler hep eksik kalsa da bir şekilde yaşıyorum işte.
İnsanların başarısını ÖSS‘den aldığı puanla, KPSS‘den aldığı puanla ve hattâ mezun olduğunda hemen işe girmesi ya da girmemesi ile neden değerlendirirler hiç anlamış değilim. Lise hayatım boyunca edebiyat “bölüm”ünde okumayı istediğimi defalarca söylüyorum. Bakın öğretmenlik değil edebiyat bölümü. Araştırma yapmak, bir şeyler yazıp çizmek, duygularını ifade etmek bende her zaman bir tutku olmuştur, kimi zaman bunları az yapsam da. Ancak nedense insanlar bölüm mü, öğretmenlik mi gibi saçma bir sorunun kurbanı yapıyorlar her zaman sizi. Üniversitede geçirdiğim dört yıl boyunca bu saçma sorunun ve bir de…
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
Adını Baba ve Piç meselesi ile duyduğum Elif Şafak‘ın Pinhan kitabına kadar daha evvel hiç kitabını okumamıştım. Sanırım Baba ve Piç kitabı ile gündemde bir süre olumsuz şekilde kalmasından dolayı bende bir önyargı oluştu ve okumadım Elif Şafak. Orhan Pamuk gibi ona da önyargı ile baktık ama şimdi düşünüyorum da sanırım biraz fazla hissiyat takılmışız. Milliyetçiliği fazlaca yapmışız. Neyse amacım burada bu konulara girmek değil aslında. Sadece Elif Şafak’a karşı benim gibi önyargısı olup da kitaplarını okumayanlar varsa çok şey kaçırdıklarını bilsinler diye söylüyorum.
Pinhan kitabının bitmesine birkaç sayfa kaldı. Hazır Elif Şafak‘tan bir kitap okumuşken diğer kitaplarına da bir göz gezdireyim dedim bugün. Aslında bana Nagehan‘ın tavsiyesi ile okumuştum Pinhan’ı. Bugün kitabın bitmeye yakın olduğunu söyleyip yeni tavsiye istedim. O da Mahrem kitabını tarif etti bana. Bir de Amin Maalouf‘un Yüzüncü…
Tamamını oku |
4 ahkâm kesilmiş »