Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

Ne kadar bilirsen bil, bildiklerin karşındakinin anladığı kadardır. (Mevlânâ)
Rss Aboneliği
Rss Nedir
Eki
01

mevlânâ ve şeb-i arûs

Kategori: tasavvuf | ahkâm kesilmemiş

semazen

Beni yakından tanıyanlar Mevlânâ‘ya ne kadar hayran olduğumu, onun yaşayışından çok etkilendiğimi ve hep onun gibi bir yaşantımın olmasını istediğimi bilirler. Mevlânâ’yı anlayabilmek, onun düşünce ve imân dünyasına girebilmek o kadar da kolay bir şey değildir kanımca. Zira bugün batı dünyasının ona bakışını, onu yorumlayışını göz önüne alırsak Mevlânâ’yı anlamanın sandığımızdan daha da zor olduğunu anlarız.

Öncelikle Mevlânâ’yı iki farklı bakışta ele almak mümkün bence. Birisi fikir adamı olan Mevlânâ, öteki de imân adamı olan Mevlânâ. Bu ikisini ayrı başlık altında değerlendirmek mümkün olsa da ikisinin birbirine bağlılığı şüphe götürmez sanırım. Eğer ikisini birbirinden koparırsak, bugün batı dünyasının yaşadığı Mevlânâ sorunsalını biz de yaşamış oluruz sanırım.

Mevlânâ Allah’a olan bağlılığı ve onu hayatında uygulayışı ile tam bir Müslüman insan örneğidir. Gerek kusursuz ibadetleri, gerek örnek ahlâkı gerekse de insan ilişkilerine bakışı bize bir Müslümanın nasıl olması gerektiğini  gösterir. Kısa bir ömre büyük bir yaşantı sığdıran ve aradan 800 yıl geçmesine rağmen hâlâ adından bahsettiren büyük insan Mevlânâ.

Mevlânâ’nın “yaratılan” her şeye bakışını anlamak için sanırım biraz tasavvuf bilgisi gerekiyor. Yoksa sürekli tekrarladığım gibi batılıların düştüğü hataya düşeriz. Batılılar Mevlânâ’yı hümanist olarak görür, çünkü insanı insan olduğu için seviyor adamlar. Mevlânâ ise insanı Allah yarattığı için seviyor.

Tasavvufta vahdet-i vücut anlayışı vardır. Bu anlayış mutlak tek bir varlığın doğruluğuna, gerçekliğine inanır. O da Allah’tır. Yaratandır. Diğer bütün her şey yaratılmıştır. Allah’ın yansıması yani tecellisidir. İşte bundandır ki Mevlânâ, yaratılan her şeyi Allah’tan bir parça olarak görür ve her şeye karşı derin bir sevgi besler. İşte bundandır ki sema’ ayinlerinde semazenler oturdukları yeri, minder, tuttukları nesneleri öperler. Çünkü onlara göre her şey ama her şey Allah’tan bir parçadır. Onun tecellisidir.

İnsanların anlamadığı ve “dillerde sakız” yaptığı bir söz de Mevlânâ’nın şu sözüdür kanımca:

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
ister kafir, ister mecusi,
ister puta tapan ol yine gel…

Bu sözün devamına bakmadan yorumlamaya kalkan batılılar, batılı müsteşrikler bakın Mevlânâ bile bir Hıristiyan ile ya da Yahudi ile dost olunabileceğini söylemiş, herkesle güllük gülistanlık geçinilebileceğini söylemiş falan derler. Oysa sözün devamına baktığımızda:

bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…

Gel, evet gel ama nasıl gel, niye gel? Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gel, burada yine tövbe et. Yüz kere adam öldürmüşsen ve bundan yüz seferinde de pişman olmuşsan gel, yine tövbe et. Gel ki kurtuluş yine tövbededir. Bizim dergâhımızda kurtulmak isteyene yer vardır, gel, ne olursan, kim olursan gel…

Bizim yaptığımız da burada laf kalabalığı aslında. İnsanlar Mevlânâ’yı kütüphane dolusu kitaplarla anlatmış bitirememiş ama biz şurada yarım sayfacık yazı ile anlatıp bitirmeyi düşünüyoruz. Affola. Ben sadece rahatsız olduğum bir iki hususu dile getirmeye çalıştım.

Gel gelelim, Şeb-i Arûs‘a. Nedir bu Şeb-i Arûs?

Mevlânâ gibi Allah dostu bir insanı sanırım ölüm gibi bir duygu korkutamaz değil mi? O bütünleştiği zaman bir olacağını, onu vahdete ulaştıracağını düşündüğü ölüm karşısında nasıl bir tavır takınır sizce? Sevinir değil mi? İşte bu sevinçten dolayı Mevlânâ’nın vefaat ettiği güne Şeb-i Arûs yani “düğün gecesi” denir.  Şeb-i Arûs’un bir diğer adı da “Leyletü’l-Arûs”tur. Şeb Farsçada; Leyl de Arapçada “gece” demektir. Arûs ise düğün, gerdek anlamına gelir.

Mevlânâ için ölüm Allah’a kavuşmaktır. Ona göre herkes ölüm için ayrılık der, o ise vuslat.

“Ölmek şeker gibi tatlı bir şey, canı sen aldıktan sonra seninle olunca da tatlı candan da tatlıdır, ölüm”

İşte bu mühim gün münasebetiyle her yıl Konya’da 17 Aralığı içine alan bir tarihte “Şeb-i Arûs” töreni düzenlenir. Gece ve gündüz devam eden kutlamalar (düğün diyorsak kutlama da diyebliriz kanımca)da Kur’an okumaları, Sema’ gösterileri yapılır.

İnşallah bu sene Konya’ya gitmek bize de nasip olur.

Yazar: Kaan Fakılı | ahkâm kesilmemiş »

Tem
03

mülk allah’ındır

Kategori: mühim meseleler | ahkâm kesilmemiş

Şimdi bu adam durdu durdu dinî konularda da bir şeyler yazdı diye bir şeyler söylemeyin sakın ha yorumlarda. :) Ben sadece gördüklerimi, yorumladıklarımı ve hissettiklerimi yazıyorum o kadar.

Son günlerde sık sık karşılaştığım cümlelerden bir tanesi de bu cümle; “Mülk Allah’ındır.”. Kimilerine göre “islamist sosyalizm” kimilerine göre de “islami komünizm” gibi bir şey bu cümle. Ancak cümleyi kullananlara ve bununla birlikte bu cümleyi hissedenlere soracak olursanız o zaman durum değişecektir.

Dünyanın ve dahi tüm kâinatın tek yaratıcısı Allah’tır. Bunu bilen, buna inanan herkes için her şeyin sahibi Allah’tır. Ruhlar aleminden dünyaya ve dünyadan da ahirete kadar tüm varlığımızın en ufak zerresine kadar sahibi Allah’tır.

Büyük uğraşlarla kazandığımız parayı, satın aldığımız eşyayı ve mülkü hep kendi mahsulümüz sanar dururuz. Bize bir başkası, bir yaratıcı tarafından verilen akıl ile övünür ve umulmadık işler yaparız. Bunları kazanamazsak da şanssız olduğumuzu düşünür, isyan eder ve üzülürüz. Oysa bizi biz eden, bize ruh veren yaratıcının işlevini bir kenara bırakmak bizim için dibe vurmak gibi bir şeydir.

Bizi 21. günde anne rahmine düşüren o eşsiz ve yek yaratıcı o 21. günden itibaren nefes almamıza müsade eder. Bize türlü güzellikler nasip eder. Sırf günde 50 milyon kazanamadık diye o aldığımız nefesin tek sebebini unutmak yakışır mı bize?

Çok sevdiğimiz sevgilimize -beşerî- , bizi mutlu ediyor diye bağlanmak, onun ayaklarına kapanmak, onun varlığı ile var olmak, o olmadığı zaman dünyaya küsmek ve o bizi terk ettiği zaman bir boşluğa düşecek kadar küçülmek gibi türlü türlü acziyetler yapıyoruz da bir olan Allah’ı hatırlayıp acaba ibadetlerimizi tam olarak yapıyor muyuz? Bırakın bizim mutlu olmamızın nedeni olmasını, bizim nefes almamız dahi ona bağlıyken acaba ona biz yeterince bağlanıyor ve varlığımızın tek nedenini onda buluyor muyuz?

Evet dostlarım, Allah istediği zaman istediği kuluna malı, mülkü, parayı ve dahi bütün güzellikleri nasip eder. Etmediği zaman da İbrahim peygamber gibi yapıp “kusurumuzdandır” demeliyiz:

“Yakmazsa lütfundan, yakarsa da kusurumuzdandır.”

Böylesine güzel bir cümleyi hayatımızın her alanına iliştirmek ve kendimizi dünyevî hırslardan arındırmak tamamen bizim elimizde. Yeter ki, biraz hissedelim.

Allah herkesin Regaip Kandili’ni mübarek etsin inşallah, hayırlara vesile olması temennisiyle.

Yazar: Kaan Fakılı | ahkâm kesilmemiş »

Reklam Alanı Reklam Alanı
  • kategoriler

    • bilişim
    • denemeler
    • dil bilim
    • garnitür
    • kısa kısa
    • kitap
    • klasik türk edebiyatı
    • mühim meseleler
    • sevgili günlük
    • şiir
    • sinema
    • tasavvuf
    • türkçe
  • son yorumlar

    • somut ve soyut nedir; somutlama ve soyutlama nasıl yapılır  (34)
      nagehan aytekin, furkan, süleyman doğan, eda polat, ceylan, mustafa [...]
    • gözbebeğim  (2)
      Kaan Fakılı, nagehan aytekin
    • papa: kriz ilahi bir uyarı  (1)
      Fibonacci
    • üniversite mezunlarına sınav rehberi  (4)
      Yasemin ÖZBEK, duygu çelen, Yavuz Tanyeri, wireless
    • türkiye'de "edebiyat" mezunu olmak  (40)
      serap, faruk, Kaan Fakılı, Ahmet ÖZDEMİR, serap, özge yılmaz [...]
    • ama bağlacı ve kullanım yerleri  (2)
      irem, recep hilmi tufan
  • son yazılar

    • papa: kriz ilahi bir uyarı
    • gözbebeğim
    • 13 bin sözleşmeli öğretmen atanacak
    • üniversite mezunlarına sınav rehberi
    • latin1′den latin5′e geçiş
    • mevlânâ ve şeb-i arûs
    • dolmasından baklavasına bayram havası
    • iPhone nedir ne değildir
    • varil görevi görmeye son
    • edebyahu.com yenilendi
  • ekmek teknesi

    • çiçekçi
    • çiçek siparişi
    • Lida
    • metin2
    • oyun hileleri
    • fx15
    • youtube
    • Burun estetiği
    • plastik cerrahi
    • müzik indir
    • Firmalar
    • oyunlar
    • evden eve nakliyat
  • benden

    • edeb yâ hû edebiyat
    • anadilim türkçe
  • anlık takip

    © Kaan Fakılı