Öncelikle sabahın 05.30′unda ne saçmalıyor bu diye düşünmeyin lütfen. Şu an siz uykunuzda hurilerle ya da nurilerle (cennette bayanlara birer nuri verilecekmiş hani, onlar işte) cebelleşirken ben burada kerahat vaktini uyanık geçirmeye çalışıyorum. Kerahat vakti, güneşin doğduktan yarım saat sonrası ve batmadan yarım saat öncesi için kullanılan bir tabir. Bu saatte uyumak insanın biyolojisine zarar verdiği gibi ruh sağlığına da zarar veriyor. Bu bilimsel bir şey. Ancak henüz bilimselliğini bilmediğim zamanlarda annem hep “oğlum şu ikindi ile akşam arası uyumasana yine” diye sık sık başımın etini yerdi. Belki sabahki kerahet pek etkilemiyor ancak akşamki kerahet vakti inanın insanı çok kötü etkiliyor. Şahsen benim ruh halimde bir dengesizlik yapıyor ve uykudan kalkınca sanki hayat bana kelek atmış gibi bir ruh halinde dolanıyorum ortada. Neyse, dediğim gibi tek amacım (inanın buna) şu kerahet vaktini atlatıp sıcak döşeğime yatabilmek. Tabiî her zaman olduğu gibi bu zamanı da boş geçirmemek için bol bol düşünmeye çabaladım. Düşünmeyi gerçekten seven birisiyim. Daha evvelki sinema yorumlarımda bunu sık sık dile getiriyorum, beni düzenli okuyanlar bilirler. İşte bu yazıda da düşünce gücü ile insan hayatını şekillenmesinin mümkün olup olmadığını her zamanki gibi “kendi” penceremden bakarak anlatacağım.
Evveliyatında odun gibi bir adamdım ben. Evet görünüş itibariyle belki hâlen öyleyim ancak beni fikrî bir kurcalamaya girersiniz incelmiş bir adam görürsün. Efendim bunun en önemli sağlayıcısı da düşünmek sanırım. Hayatımda yaşadığım birçok şey üzerine düşünürüm ben. O kadar düşünürüm ki, akıl sağlığımı bile yer yer kaybettiğimi zannediyorum. Bir ara bu kadar düşündüğüm için Bakırköy’ün önündeki heykel gibi olacağımı zannederken, sağ olsun bazı psikologlar, kişisel gelişim uzmanları düşünmenin insanın beynini geliştirdiğini söylediler ve işte ben de o günden bugüne değin hunharca düşünüyorum. İnsan beyni, kişisel gelişimcilerin söylediğine göre, hücreler şeklinde dizayn edilmiş. Petek bal gibi düşünün. Çok kenarı olan ve birbirine bağlı olan bir sürü hücre. İşte insan beyni bir konu üzerinde ne kadar çok düşünür ve ne kadar çok okursa o hücreler birbirine bağlı olarak genişlermiş, yeni hücre odaları açılırmış ve işte insanın o düşündüğü şeyde uzmanlığı artarmış. Neyse, düşünmenin önemine bahsettikten sonra kendimden hareketle biraz düşünce gücüne değineceğim. Açık konuşmak gerekirse, ben kişisel gelişim kitaplarının ve kişisel gelişim danışmanlarının insanı geliştirdiğini düşünüyorum. “Yok efendim onlar birer zırvalıktır” diyen varsa ya da “ben bunlara inanmıyorum ya” falan diyen varsa hiç bence yazının buradan sonraki kısmını okumasın derim ben.
Sizlere düşüncenizi nasıl kontrol edeceğinizi ben anlatamam elbette. Çünkü ben bu konuda ihtisas sahibi birisi değilim. Ancak düşünce ile hayatın şekillenebileceğine dair bir şeyler söyleyeceğim. İnanın dostlarım, inanın ben hayatımda anlattığım şeyleri uyguluyorum ve olumlu sonuçlar alıyorum. Düşünce gücüne inanıyorsanız sizlere ilk önerim “hayata olumlu yönten bakma“nızdır. Bunun için size bir deney anlatayım:
Aynı musluğa ya da aynı damacanaya ait bir litrelik suyu iki bardağa boşaltıyorlar. Bu iki bardaktan birisini bir odaya diğerini de başka bir odaya koyuyorlar. İki odanın da sıcaklığı, güneş alma açısı, nem oranı falan filan her şey aynı. Yani iki su da eşit şartlar altında bulunuyorlar. Bir adam 4 gün boyunca iki su ile de konuşuyor. Birisine sürekli hakaret ediyor, onu yerden yere vuruyor ve diğer suya ise övgü dolu sözler söylüyor. Onu methediyor, onu sevdiğini söylüyor. Aklınıza gelebilecek onlarca güzel sözü sarfediyor. 4 gün sonunda iki suyu yanyana getiriyorlar. Bir bakıyorlar iki su birbirinden çok farklı hale gelmiş. Birisi yani çok hakaret yiyen su kötü kokular yayıyor ve bulanık duruyor; diğer su ise daha bir berraklaşmış ve kristalleşmiş. Evet arkadaşlar, inanın bir su bile sizin düşünce gücünüzden etkileniyor ve ona göre tepki veriyor. Aslında su deyip geçmemek gerek. İnsanın yüzde 60′ının sudan oluştuğunu düşünürsek… Bilmem anlatabildim mi?
Hayata olumlu yönden bakmak hayatı güzelliklerle doldurmamızı sağlar. Belki birçoğunuza söylediklerim samimi gelmeyebilir. Evet belki buna Polyannacılık diyebilirsiniz. Ya da ne bileyim sen hiç zorluk yaşamadın diyebilirsiniz ancak durum sandığınız gibi değil. Hepimizin yer yer sabrını tüketen, üzen şeyler olacaktır. Ancak bunlardan tez zamanda kurtulmak işte olumlu düşünme ile oluyor. Bilmem Secret kitabını okudunuz mu? Ben okudum, pek beğenmedim. Aslında söyledikleri doğru, doğru ama yöntem göstermediği için yanlış bence. Ben size bu durumda Muhammed Bozdağ‘ın Düşün ve Başar‘ı öneririm. Sistemli bir şekilde sizi başarıa götüren bilgileri bu kitaptan edinebilirsiniz. Benim düşündüğüm gibi Muhammed Bozdağ da düşünce gücü ile hayatı kontrol etmeye çalışan birisi. Kitapta verdiği örnekler de bunu destekler nitelikte. O da özellikle olumlu düşünmeyi sık sık vurguluyor kitapta.
Bozdağ‘ı bu kadar çok sevmemin en önemli yanı onun da bizim gibi inançlı bir insan olması. Yani bunu reklâm malzemesi yapmak istemiyorum ama onu benim gözümde diğer yazarlardan farklı tutan şey duaya oldukça ehemmiyet veriyor olması. Bol bol dua edin diyor, bol bol güzel şeyler isteyin Allah’tan diyor. İnanın bana Allah söylediğimiz her şeye bir cevap veriyor. Önemli olan isteme şeklimiz aslında. Hani biz sürekli “Allah’ım kazadan, beladan koru” gibi bir dua yerine “Allah’ım bana daima güzellikler nasip eyle, sağlık, mutluluk ver” demek sanırım daha mantıklı bir dua şeklidir. Aslında burada anlam cümlede gizli. Allah’ım kazadan beladan koru demek, sen kaza belâ ver, ver ama beni ondan koru demek kanımca. Yani ben buradan bu anlamı çıkarıyorum. Sen ver ama koru. İşte bu duanın yerine Allah’ım sen bana güzellikler ver demek daha akıllıca ve kurnazca değil mi?
Hani hep “düşündüğüm, korktuğum başıma geldi” deriz ya sık sık, neden acaba hiç düşündünüz mü? Çünkü korkularımızla bir gün mutlaka karşılaşıyoruz. Biz onun geçmesi için sürekli onu aklımızda tutuyoruz, bu tezat değil mi? Neden diyet yapmanın zor olduğunu hiç düşündünüz mü? Ben sık sık diyet yapan birisi olarak size söyleyim, doktorlar hastalarına bir diyet listesi veriyorlar, şu saatte şunu ye, şu saatte şunu yap, işte şunu şöyle yap, bunu böyle yap gibi bir sürü şeyin yazdığı bir liste. İnsan sürekli şu saatte şunu yemeliyim aman kaçırmayım diye düşünürse nasıl açlık hissinden kendini alıkoyar ki? Önemli olan aç olduğunuzu düşünmemektir. Yani kısaca ben size şu an bilgisayarın köşesindeki saate sakın bakmayım desem ne yapardınız? Baktınız değil mi saate.
İşte insanın düşünce dünyası da böyle çalışıyor. Korktuğumuz şey de bu yüzden başımıza geliyor. Korkularımız, isteklerimizi tetikliyor ve isteklerimiz de evrene bir ileti yolluyor. Evren de bize düşünmeden bunun karşılığını veriyor.
Olumlu düşünün dostlarım, olumlu şeyler söyleyin. Olumlu yaşayın. Takdir etmeyi dilinizden düşürmeyin. Bol bol teşekkür edin ve hatalarınız için özür dileyin. Ben teşekkür etmeyi seven birisiyim. Birisine teşekkür ettiğimde karşımdaki nezaketen gülüyorsa bu benim içimi huzurla dolduruyor. Kezâ birisi bana teşekkür ettiğinde de öyle. Bizim buralarda, Keçiören’de bir Migros var. Oranın güvenlik görevlisi bir bayan var. Çok kibar ve nazik bir bayan. Bu kapıdan girerken cep telefonunuzu falan bir kutuya koyarsınız ve kapıdan geçince alırsınız ya, işte bu kutuya ne zaman telefonumu ve cebimdeki tüm bozuk paraları koysam kapıdan geçince bu kız üşenmeden hepsini topluyor ve bana veriyor. Geçen cebimde 6-7 tane küçük 50 - 100 kuruş vardı, kız üşenmeden hepsini topladı verdi. Şimdi normalde yapması gereken bir iş değil bu. Ben bu kıza bu kibarlığından, ilgisinden dolayı teşekkür ederim diyorum. Ve karşılığında kız da bana çok kibar bir şekilde rica ederim, iyi günler gibi bir sürü şey söylüyor. Ve ben o anda oraan memnun ayrılıyorum. Eminim ki o bayanın da içi benim gibi iyi insanlarla karşılaştığı için mutlulukla doluyor.
Neyse, lafı amma uzattım.
Siz siz olun arkadaşlar, mutlaka taktir edin. Özür dilemeyi de ihmal etmeyin. Hatanızı kabul edin. İnanın hatanızı kabul ettiğinizde karşınızdakinin sizi affetmesi daha kolay olacaktır. Bence bu bir olgunluk göstergesidir.
Bakın ben bu yazıya başlayalı tam 45 dakika olmuş. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Bu konularda aslında yazacak daha o kadar çok şey var ki. Buna bizim ilmimiz kesinlikle yetmez. Neticede ben insan zihninin her şeyi yapabileceğine inanıyorum. Bakın size bir örnek daha, bundan 3 ay öncesine kadar çayı şekerli içiyordum. Şekeri her zamankinden biraz daha az atsam dahi bana tatsız geliyordu. Sonra bir gün bizim Erkan ile bir karar aldık ve şeker atmayalım dedik. Bakın 3 aydır ikimiz de çaya şeker atmıyoruz. Oysa 3 ay önce bu bize hayal gibi gelirdi. Şekersiz çay mı olur, der dururduk.
Neyse dostlarım, bu yazıyı burada noktalayayım yoksa emin olun uzattıkça uzatırım ve okuması iyice zorlaşır.
Bu arada duanın esrarına inanan birisiyim. Lütfen ettiğiniz dualara ismen beni de ekleyin. Hayırlı sabahlar.

28 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler
8 Eylül 2008, 10:20
yazına bayıldım cnm arkdaşım benım…
ve sana bi soru fakılımmm benımm bir ınsan hayatta daıma mutsuz olucağına ınanarak yaşıyosa ben bu kişiyi nasıl tekrar hayata karsı olumlu düşüncelere yöneltebılırım?
seni seviyorum cnm dostum benım..
8 Eylül 2008, 17:30
Yazımı sevdiğin için teşekkür ederim Tuba. Övgü dolu sözlerin için de. Aslında yardım etmek istediğin kişinin psikolojik bir destek almasını sağlayabilirsin. Yani ona yardım etmek kolay kolay bir insanın yapabileceği bir şey değil. Özellikle o kişi böyle düşünce gücüne falan da inanmıyorsa gerçekten zor bir durumla karşı karşıyasın demem gerekiyor sana, kusura bakma. Ancak o kişide de biraz hayata olumlu yönden bakma düşüncesi varsa işin daha kolay. Ona bahsettiğim kitapları okutabilirsin. Ona bol bol güzel hayal kurdurabilirsin. Yazıda kaleme alamadım ama hayal kurmak çok mühimdir. Güzelliklerle dolu hayal kurdurmalısın. Mesleğinde ya da ilişkisinde ne kadar güzelliklerle karşılaşacağını düşündürmelisin. Unutma, insan hayalleri ile yaşar.
8 Eylül 2008, 22:47
Utana sıkıla da olsa sorayım, acaba yazının girişindeki kelimenin doğrusu “kerahet” değil midir?
Yazı son derece güzel ve bir o kadar da düşündürmeye yönelik olmuş, ellerine sağlık öncelikle. Baştan aşağıya kadar okurken, çok fazla şey hakkında şöyle bir mutalaa ettim. Gerçi dua konusuna pek katılmasam da yazının genelindeki doğruluğu bu pek bozmuyor. Bence hem beladan sakınma ve başa geldiğinde sabır istenmeli, hem de iyilik ve güzellikler dilenmelidir. Sonuç olarak hayatta sürekli güzellik içinde yaşayan kimse yok
Dünya imtihan dünyası ve bela bazen küçük bazen büyük boyutta her daim karşımıza çıkıyor.
Su deneyini de yanlış bilmiyorsam Japonlar yapmıştı. İlginç sonuçlar olduğunu hatırlıyorum cidden.
9 Eylül 2008, 01:01
hearstmagic, evet “kelimenin aslı “kerahet” imiş, ben de yanlış biliyormuşum.
Uyardığın için teşekkür ederim ancak “kerahat” sanki biraz daha ahenkli gibi geliyor bana.
10 Eylül 2008, 04:44
Evet kerahat daha ahenkli gibi geliyor zira söylemesi daha rahat, bir çırpıda çıkıveriyor ağızdan
11 Eylül 2008, 01:17
Türkçenin melodisi işte bu efendim.
İlerleyici benzeşme dediğimiz hadise. Zira bu kelimeyi ömründe bir kere duyan birisi de her halükârda “kerahat” diye telaffuz eder. Düzelttiğiniz için tekrar teşekkürler.
11 Eylül 2008, 01:30
Başlıktan yola çıkarak bir şeyler söylemek istiyorum. Düşünce gücü ile hayatı şekillendirmek elbette mümkündür. Zaten bu gücü verdiğin o basit örnekte uygulayarak kullanmış olduk. Ancak yapılması gereken eylem zorlaştıkça düşünce ile insanın iradesini yönetmesi zorlaşıyor. Düşünce gücü ile düşünceyi de idare etmek işin içine giriyor. Misal bir ay boyunca her gün herhangi bir eylemi düzenli olarak yapmaya çalışın. Sağlam bir iradeniz yoksa düşünce gücünüzle hayatınızı şekillendiremezsiniz ve o ayın sonu gelmez. Ancak düşünce gücünüzle düşüncenizi idare ederseniz o zaman başarabilirsiniz. Buna tıp dilinde minderkancontrol denilebilir mesela.
Selamlar.
11 Eylül 2008, 01:35
zaten bir insanda irade varsa birçok şey oluyor. burada mühim olan akıl ile, düşünce ile iradeyi de kontrol edebilmek. bu zaten çığır açan bir şey kanımca. yukarıda bahsettiğim “düşün ve başar” kitabında Bozdağ bundan bahsetmiş. İradeyi tetikleyecek hususlardan mesela. Kitabın aşamaları benim çok hoşuma gitti. Öyle salt şunu yapın, bunu yapın demiyor. Size aşama aşama başarıya giden adımları sayıyor, engelleri sayıyor ve bunların çözümlerini sunuyor. İradeyi de nasıl kontrol altına alabileceğimizden bahsediyor.
Allah bizi daimi akıllı,iradeli kılsın.
14 Eylül 2008, 08:15
Allah akıl ve fikir ihsân eylesin!
16 Eylül 2008, 10:05
bu konuda melih kardeşime katılmamak hiç elde edğil
16 Eylül 2008, 13:29
nasılda benı anlatmışsın bu yazıda bılıyomusun.benım gibi düşünen birini görmek inan sevindirdi beni.umarım herkesher daim hayatın güzellikleriyle yüzleşmeli(kötü olnalarda var içinde)ne olursa olsun mutlu olmak ılk hedef olsun…..bide keharet saati varya benım en huzur duydugum andır…
17 Eylül 2008, 00:11
Pamuk, öncelikle yorumun için teşekkür ederim. Sadece siz ve ben değil birçok kişi böyle düşünmeye başladı, müjdeler olsun sana.
Keharet vakti iki tane. Ben akşam olanda değil de sabah olanda huzur buluyorum açıkçası. Evin balkonuna çıkıp dışarıyı seyretmek bana mutluluk veriyor.
25 Eylül 2008, 18:49
insanların hislerine ,duygularına ,düşüncelerine umut serpiştiren bir yazı…hayat bize gercekten bazen cok ama cok acımasız yönünü gösteriyor ama biz unutmayalım ki karsılastıgımız güçlükler bizim kendi gücümüzün farkına varmamızı saglıyor. biz içimizde bulunan düşünce gücünü lütfen karamsarlıgın inadına pozitifliğe emanet edelim.aslında biz insanların içinde o kadar güzel seyler var ki farkına varsak bizim için her sey cok daha güzel olacak.biz yeter ki “iyiyi,güzeli” içimize alalım kucaklayalım besleyelim .bu güzel hislerimiz i karanlıgın kollarına atmayalım.baskalarına da yıkıcı olmak yerine yapıcı olalım .el uzatalım.onlara pozitifliğin penceresinden bakmanın güzelliklerini işleyelim.son olarak kaan içinde aydınlıgı barındıran cok güzel bir yazı yazmıssın.cok tesekkürler…yine yazsan…
7 Ekim 2008, 15:59
Vallahi senin sırtın hiçbir zaman yere gelmez.Çok güzel bi insansın.Allah kalbine göre versin.
7 Ekim 2008, 18:23
Nazlı, o güzel ve nazik yorumun için teşekkür ederim. Benim istediğim kimse umutsuzluğa kapılmasın. Allah’a sığındıktan sonra başka yerde açık kapı aramaya pek lüzum yok.
Serap, çok teşekkür ederim. Allah yardımcımız olduktan sonra kimsenin sırtı yere gelmez kanımca. Tabiî hepimiz sıkıntı çekecek, olgunlaşacağız. Bu süreç ne kadar uzun sürerse o kadar olgunlaşırız. Allah çok dert verip bezdirmesin yeter. Cümlemizin kalbine göre versin.
24 Ekim 2008, 11:03
Arkadaşlar kesinlikle düşünce gücüne inananlardanım. İnsan neyi çok isterse onu mutlaka başarır. Ben hayatım boyunca istediğim herşeyi çok çaba sarfederek elde ettim. Belki birçoğunu başarırken düşünce gücünden haberim bile yoktu. İstedim, uğraştım, yaradan verdi diye yorumladım. Ama artık bildiğim birşey var… Birşeyi çok istiyorsak eğer ve beynimize sürekli o istedimiz şeylerle alakalı olumlu sinyaller göndermeyi başararak hükmedebiliyorsak daha kısa sürede HEDEFİMİZE ULAŞIYORUZ. Hayatımıza samimiyetle AMA SAMİMİYETLE şöyle bir bakarsak; bugüne kadar neyi yürekten istedikte olmadı??? SAYGILAR
24 Ekim 2008, 11:39
İnsan inançları kadar güçlü yaşar. Eğer tam bir teslimiyet içindeyseniz ve yaradanın her zaman yanınızda olduğuna inanıyorsanız siz istediğiniz herşeyi başarırsınız.
Bu arada Kaan Bey; Elinize, yüreğinize sağlık. Düşüncelerinizle insanlara hayata bağlanmaları ve ümitsiz olmamaları için destek olmaya çalışıyorsunuz. Sizi bu anlamda gerçekten tebrik etmek istiyorum. Toplumumuzun neredeyse hemen her birinin sığınacak, yön gösterecek birilerine ihtiyaç duyduğunu düşünecek olursak tamda bu bağlamda siz ve sizin gibi hizmet etmeye çalışanlara insanların o kadar ihtiyacı varki…Bir teşekkürün asla yetmiyeceğini biliyorum. O yüzden gücü daha etkili olsun diye benim gibi düşünen herkes adına teşekkür ediyorum:) Sadece size değil ama sizin aracılığınızla bu konuda gözümüzü açmamıza sebeb olan herkese…
4 Kasım 2008, 18:29
hayatımda bi çok şeyin olumsuz gittiğini görüyorum.. özellikle ikili ilişkilerde… ben bukadar şanssızmıyım diye düşünmeden edemiyorum… bi sorunda geldimi geliyor üst üste… hayatım hepmi böylemi gidecek nezaman yüzüm gülecek…. sorular sorular….. ???** DÜŞÜNCE GÜCÜYLE hayatımda değişiklikler yapmam yada güzellikleri kendime çağırmam mümkünmüdür… nasıl yapmalıyım nasıl düşünmeliyim… herşey yolunda gidebilsin… yazılarınızı okudum ve çok beyendim… bu sorularıma sizden cevap bulacağıma inanıyorum… saygılar…
10 Kasım 2008, 23:29
gerçekten çok hoş bir yazı okudum,emeğinize sağlık.ve allah gönlünüe göre versin.Dualarınıza dikkat edin zira gerçekleşebilirler,söylediğiniz cümlelere dikkat edin çünkü melekler her lafınızın ardından amn derler.bu ikiside başka kişilere ait cümleler.ama işin özü belli.düşünce gücü denen olaya kesinlikle inanıyorum çünkü ben senelerce diledim sabretmeden kimseye söylemeden arzuladım şimdi çok yaklaştım istediğim şeye ve çok az kaldı.ve hayatımda birçok şeye hem yürekten istemek ve dua ile gerçekleştiğini gördüm…öylesine istemekten değil yürekten.”aşkla çıkılmamışsa her yolculuk yarım kalır”cezmi ERSÖZ,aşkla istemedikçe,yüreğimizi ortaya koymadıkça kazanmak kazanmak değildir zaten.bazen zor ama ben hayatta ki başarımı 2 şeye borçluyum,sağduyu ve olumsuzluk dolu sözlere kulak asmamak.bugüne kadar inandığım şeyleri yaptım onca itirazlara rağmen ve başardım.şimdi arzu ettiğim noktaya doğru yaklaşmaktayım.insan yüreğiyle çıkmalı yola yoksa düşünce gücününde ,duanın da hiçbir faydası olmaz.sağlıkla mutlulukla kalın.şekersiz çaya gelince tebrik ediyorum sizi;)
17 Kasım 2008, 08:42
yapmamız gereken şey şu anda olanaksız gibi görünsede amaçlarımızı belirlemek ve hedefe doğru ilerlemektir.
düşünce bahçemizde hakimiyet kuramadıkça bilinçaltımız zararımıza çalışacaktır.
Allah!a dönerek dua edin sessizlik ve güvende güç bulacaksınızz..
sevgiler..
17 Kasım 2008, 16:06
mrb öncelikle yazınızı çok beğendim bende çok düşünürüm ama gereğinden çok fazla okadar hassasım ki ufak birşey üzerinde günlerce düşünüorum we sürekli mutsuz oluyorum artık çok yoruldum dedğiniz gibi yapamıyorum hayata olumlu yönden bakamıyorum hiç. sürekli mutsuzum çok çabuk alınıyorum sizce ne yapayım çok kötüyüm :((
17 Kasım 2008, 22:14
[...] onlar kadar içten üzülemediğini, hatta üzülemediğini düşünüyor. İşte buradan hareketle hayatı düşünce ile şekillendirme metodlarına yenilerini daha eklediğini fark ediyor.Tabiî bu methodlar sadece kendi hayatında [...]
19 Kasım 2008, 13:39
merhabalar.öncelikle ben de düşünce gücüne fazlasıyla inanan biri olarak yazını çok beğenerek okudum,verdiğin örnek te çok güzel gerçekten.Ben de bir örnek vermek istiyorum,erkek arkadaşımla hep,ikimizin de üzüleceği bir ayrılık yaşamak isterdim,istemekten de öte,düşünürdüm hep bunu.Böyle bir ayrılığın ikimiz için de faydalı olacağına inandım.Ama ben ayrılamazdım,o ayrılmalıydı benden,böylece ikimiz de aşk acısı çekip birbirimizin kıymetini ve birbirimizsiz yapamayacağımızı anlayacaktık.Şuan bunu okuyanlara çok saçma gelebilir ama nedense öyle bir düşünce yerleşmişti kafama..sonra ne oldu dersiniz,tabiki ayrıldı benden..Şimdi bekliyorum.Sonucu çok merak ediyorum.Bazı düşüncelerimi unutmak istediğim halde kurtulamıyorum ve gerçekleşmelerinden korktuğum için de düşünmek istemiyorum ama aklıma geliyor.Bunu nasıl yenebilirim?
26 Kasım 2008, 15:58
yazınızı çok beyendım.herseyi benım dusundugum gibi yazmışsınız.hala bardagın dolu tarafını gorebılen ınsanların olması benı mutlu edıo.çoğu insan buna zırvalık,polyanacılık dio işde buna tahamül edemiorum.muhammet bozdağa gelince en sevdiğim yazar onun ismini görünce daha dikkatli ve heycanla okumaya başladım.secret konusundada aynı şeyi düşünüyoruz:)insanlar zaten polyanacılık olduğunu düşünüyo bu işin detayını bilmeyenlere çok havada bi kitap.’iste ve olsun’doğru bişey ama bu işin özet cümlesi bunun açılımını muhammet bozdağ şöyle anlatıyor bişeyi gerçekden istersen dünyalar kenara çekilip sana yol verir.ayrıca duada edin dio.ama secret insana duayı unutturcak bi yapısı var.birazda ticari amaçlı;)
28 Kasım 2008, 20:08
yazdıklarınıza gönülden katılıyorum. bende size öznur özdoganı tavsiye ediyorum
3 Aralık 2008, 13:26
Okadar doğruki söylediklerin aslında bu yazıyı okumadan önce bukadarda detaylı düşünmemiştim hiç bu söylediklerin konusunda daha dikkatli olmayı düşünüyorum.Verdiğin örnekler çok güzeldi bir özellikle su hakkında olan çok güzel.Meselabir bebek düşüelim ona ne verirsen o onu alır çnkü daha önceden bildigi birşey yoktur sen ona neyi verirsen onu alır onu doğru bilir değilmi. Dualarımda aklıma geldikçe yer vereceğim sizede sizde bize edin lütfen Çok teşekkür ederim bu güzel yazı için.ALLAH’a emanet olun herşey gönlünüzce olsun…
24 Aralık 2008, 09:02
1-sigarayı azaltarak, yavaş yavaş bırakayım dedim, olmadı. Birden bıraktım, ve içmedim. sonuç, çok memnunum, 10 yıl oldu.
2-şekersiz çay içmek konusunda ben de birden karar verdim, ve uyguladım. sonuç, çok memnunum, 3 yıl oldu.
alışkanlıklar, yavaş yavaş siner. farketme eşiğimiz rahatsız olmaz, çünkü keyif alırız. yani duygu.
insan hissetmeden yaşayamıyor, kesintisiz hemde.
bizi o an iyi hissettiren her eylem alışkanlık haline dönüşüyor; çocukların aynı şeyleri bir çok kez tekrar etmek istedikleri gibi…
Mutlu olmak, iyi hissetmek için seçtiğimiz her şey zamanla bizi tanımlar hale geliyor. İnsan kendi elinden tutmaya başladığında, farkındalıkları artmış oluyor, ve iyileşiyor, olumlu ve net bir keyifle yaşıyor…
24 Aralık 2008, 16:44
..yazını okudum..artık bu olumlu düşünmenin ne kadar doğru ve mutluluğun anahtarı olduğunu bildiren ve ispatlayan çok veri var. gerçekten düşünen bir beyin olmana da çok sevindim..senin gibilerin çoğalması insanlığın en büyük ihtiyacı hele bu devirde…karanlığın kol gezdiği eski enerjilerin ve eski korkucu ve sindirici bilgilerin yerine IŞIK olacak bu güzel bilgileri oturtmak için senin gibi IŞIK lara gerek olduğuna inanıorum….sağol var ol..sevgiler…..(düşünmeye devam.) Tony Buzan geldi amerikadan bir kaç yıl önce ve beyin hücrelerinin düşündükçe nasıl bir şehir ışıkları gibi pıt pıt yandığını ve çoğaltığını..düşünmeyen beyinlerin ise pıt pıt sönüp çok az hücrenin işlev gördüğünü projeksiyon ile bizlere gösterdi…bunu gördükten sonra gel de düşünme kardeşim..:)))