Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler

bir haftam, öğretmenliğim ve öğrencilerim

Öğretmenliğimin ilk haftasının heyecanını henüz tam olarak üzerimden atamamışken -ki atmak istediğim de söylenemez- sizlere geçirdiğim son bir haftayı, öğretmenlik deneyimlerimi ve öğrencilerimi anlatmak istiyorum. Aslına bakarsanız öğrencilerime verdiğim söz üzere yazıyorum bu yazıyı. Onlara onları anlatmanın ne kadar zevkli bir şey olduğunu göstermek istiyorum. En azından Kaan Öğretmenlerinin gözünden değil de Kaan Fakılı‘nın gözünden nasıl göründüklerini bilmek isterler diye düşündüm.

Yaklaşık 1 hafta önce görevlendirme ile Ankara, Keçiören‘de güzel bir lisede öğretmenliğe başladım. Daha evvel Millî Eğitim‘de öğretmenlik yapmamış olmam, derslere girmeden önce bende biraz çekingenlik yarattı diyebilirim. Acaba öğrencilere yaklaşımım, öğrencilerin bana yaklaşımı nasıl olur diye düşünüyordum. Benden evvel ki öğretmenlerinin görevden ayrılması ve yerine benim gelmem acaba onlarda bir kırgınlık, bir küskünlük yaratır mı diye endişe ediyordum. Pazartesi sabah yataktan kalkarken, traş olurken, yüzümü yıkarken, takım elbisemi giyerken ve okula hafif adımlarla aheste revan giderken hep bunları düşündüm. Ve bir de acaba onlara faydalı olabilecek miydim, dönem sonunda geriye dönüp baktığımda onlarla birlikte yaşadığım güzel şeyleri mi anacağım yoksa hatırlamak istemediğim iki ayı mı anacağım diye düşünüyordum. Tâ ki, 12 TM - A ‘nın kapısını açıp içeriden “oooo” sesi yükselene kadar. O sesi duyduğum anda ne kadar rahatladığımı anlatamam doğrusu. Sabah kalktığım andan itibaren yaşadığım o gergin dakikaları bu “oooo” sesleri bana unutturmuştu bir anda. O anda birden içim kaynayıverdi bu sınıfa. Çocukların yüzlerinde şaşkın bir ifade, benim yüzümde tedirginlik, tebessüm gibi güzel duyguların harmanı. Dakikalar geçtikçe tedirginliğimin boşa olduğunun farkına varıyordum. Öyle sandığım gibi pek haylaz değillerdi. Yer yer kendi aralarında konuşsalar da, tekli sıralarda anlamsız bir şekilde iki kişi otursa -ki bir sürü boş yer vardı- da ısınmıştım bu sınıfa. Diğer hocalarından genç olmam, yaşımın onlara yakın olması ve lisede iken kafamda kurguladığım öğretmen modelini yaşatmak istedim onlara: Anlayışlı, sevecen, kalp kırmayan, rahat, çok fazla müdahale etmeyen, bağırmayan, üzmeyen bir öğretmen modeli. Onları dinleyen, dinlemesini bilen bir öğretmen modeli. Yer yer yakın çevremden öğrencilerime karşı yumuşak davrandığımda bunu suistimal edeceklerine dair nutuklar dinlesem de beni bu yumuşaklık hiç pişman etmedi diyebilirim. Evet zaman zaman haytalık yaptılar, kendi aralarında konuştular ama ders işlemeye başladığımız an hepsini bir kenara bırakmasını bildiler.

12 TM - A ‘dan sonra sırasıyla bütün bir hafta, bütün sınıflarımla tanıştım. Pek sorunlu öğrenciye, beni üzen öğrenciye rastladığımı söyleyemem. Her ne kadar derste öğrencilerime beni üzdüklerini söylesem de beni gerçekten üzdüklerini söyleyemem. Onların genç yüreklerinin ne kadar hızlı çarptığını, kanlarının ne kadar hızlı aktığını en iyi ben bilirim sanırım okulda. Haylazlıklarının, muzipliklerinin altında ne kadar temiz, saf yürekler barındırdıklarını bir hafta boyunca anladım sanırım. Yaptıkları küçük kusurların, kendi aralarında konuşmalarının saygısızlıktan değil de gençlikten geldiğini bildiğim anda onlara karşı duyguğum tüm kızgınlıklarım alt üst oluyor nedense. Onları tanımaya, onları bilmeye, onları anlamaya çalışmak benim her zaman ilk hedefim oldu.

12 TM - B‘de ise tatlı hareketleri ile benim gözüme batan birkaç öğrencim vardı. :) Onlara değinmeden geçemeyeceğim yoksa bana ilk derste tavır atacaklarına eminim. Birisi gözlüklü, esmer ve sınıfta gezmeyi çok seven bir kız öğrencim. Kendini burada deşifre etmek istemediğim için ben ona G. adını vereyim. :) Teneffüs arasında ufak bir gafla kırdığım bu öğrenciğimi çok seviyorum. Aslında onu orada kırmak istemediğimi kendisi de iyi biliyor olmalı ki, küskünlüğünü çok fazla sürdürmedi. Onlara test çözdürdüğümde sık sık kendini kaybedip sınıfta gezinen  G., ara ara benim varlığımı unutuyor olmalı ki benim önümden geçtiğinde hiç fark etmiyor. :) Sanırım onu buz seyyahlara has özelliği ile tanıyacağım. Derste kendisine kızsam da, onun bu seyyahlığını seviyorum doğrusu.

Yine aynı sınıfta arka sıralarda adını hatırlayamadığım bir öğrencim var. Bana kirpiklerimin güzel olduğunu söyleyen bir bayan öğrencim yine. Kendisine gözlerimin doğuştan rimelli olduğunu söylediğimde şaşıran öğrencim. :) Adını şu an hatırlayamadığım için özür dilerim ama bak senden bahsedeceğimi söylemiştim. :)

Bir de M. var hemen benim önümdeki masada oturan. Sınıfın çalışkanlarından ve söylediklerimi hakikaten önemsediğini bildiğim bir erkek öğrencim. Bir derste beyitleri, Klâsik Türk edebiyatını sevdiğimi söylediğimde hemen ertesi derste sayfalarca gazel, kaside çıktısı alıp bana getirmiş. İşte dedim beni önemseyen bir öğrenci.

Bir de bir bayan öğrencim daha var. Onun da kod adı E. Ben ona Leylâ demeyi uygun görürdüm sanırım. Öyle sınıfta Leylâ Leylâ dolaşan bir öğrenci. :) Yıllığa senin hakkında bir şeyler yazmamı istediğini biliyorum. Seni henüz o kadar tanımıyorum ama sen de sevdiğim öğrencilerim arasındasın. Belki bir iki ay sonra senin için yıllık için bir paragraf yerine birkaç sayfa yazı yazabilirim değil mi? Yeter ki kendinizi bna tanıtmaktan çekinmeyin.

Gelelim benim taklidimi benim yanımda yapacak kadar cesaretli öğrencim B. :) Sana medenî cesaretin için teşekkür etmek istiyorum doğrusu. En azından sizin yaptığınız her harekete alınmayacağımı ve bunun notlarınıza yansımayacağına inandırmış olacağım senin bu hareketinden sonra. :)

Bir de yeşil gözlü bir öğrencim var. Onun hakkında yıllığa yazılan bir yazıyı elinden alıp okudum dersem kendini hatırlayacaktır. Gerçekten onun gözlerini çok seviyorum. Yemyeşil bir gözleri var. Görseniz eminim siz de hayran kalırsınız. İnşallah gelecekte hayalin olan sınıf öğretmenliğini yapabilirsin. Başarılı ve sevecen bir sınıf öğretmeni olacağına eminim.

Size yazdıklarımı diğer arkadaşlarınıza anlatıp onları kıskandırırsanız ve herkesin benden hakkında bir şey yazmamı beklemelerini sağlarsanız ayvayı yediniz siz. Benden çekeceğiniz var. :) Her öğrencim hakkında bir şey yazmaya kalksam sanırım sayfalar dolusu yazı yazmış olurum. Ancak şunu hepinizin bilmesini isterim ki, hepinizi tek tek çok seviyorum. Haylazlıklarınızı da, sevecenlikleriniz kadar çok seviyorum. O küçücük yüreğinizi hiçbir şey incitmesin.

Tekzip:6. paragrafta adını A. diye söylediğim öğrencimin adı M. imiş. Kendisi ve arkadaşları yanlış yazdığım için beni esefle kınadılar. Düzelttim ben de. :)

Etiketler : anadolu lisesi, gazel, görevli öğretmenlik, kaan fakılı, kaan öğretmen, kaside, klasik türk edebiyatı, leyla, lise, öğrencilerim, öğretmenliğim, öğretmenlik, ücretli öğretmenlik

yorumlara abone ol   
atıf  
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
 
 8 Kasım 2008, 12:04
 sevgili günlük
 bugün 1 kez, toplam 804 kez okundu
« günlüğüm (blog’um) ve yeni görünümü
ben ve tiyatro, bir de köşebaşı oyunu »

benzer yazılar

  • hayat karmaşası
  • e-vren günlüğü kasım ayı misafir kalemiyim
  • mutluluk bir varış değil yolculuktur
  • türkiye'de "edebiyat" mezunu olmak
  • yeni temam ve eksiklikler

son yazılar

    • hayat karmaşası
    • p.s. i love you (not: seni seviyorum)
    • türk günlüklerinde neler oluyor
    • e-vren günlüğü kasım ayı misafir kalemiyim
    • fatih harbiye ve kadın


21 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler

  1. Duygu ÖZDEMİR
    8 Kasım 2008, 13:11

    Yazdıklarını okurken lise yıllarıma geri döndüm ve
    kendimi o öğrencilerden biri gibi hissettim.Üniversiteden sonra tekrar ilkokula başlayınca lise yılları çabuk unutulmuş:)
    Benim okuldaki ilk haftamı düşününce güzel bir başlangıç yaptığın için biraz kıskandım seni.
    Ooooo sesleri arasında sınıfa girmek her öğretmene nasip olmuyor:)
    Umarım her şey istediğin gibi olur.

  2. JerenCe
    8 Kasım 2008, 17:15

    Hayırlı olsun Hocam :)

  3. Mustafa Özkan
    8 Kasım 2008, 18:14

    Ankara - Keçiören’de bütün öğrencilik yıllarım geçtiğinden, kolay gelsin demek istiyorum. Zordur çünkü, Keçiören’de çok iyi öğretmen olmakla çok kötü öğretmen olmanın arasında bir çizgi vardır. Hemen moralinizide bozmayayımda, eğer yazıda bahsettiğiniz gibi bir öğretmen olmayı başarabilirseniz öğretmenlikten zevk alacağınız kesindir. İyi günler.

  4. gülçin g.
    8 Kasım 2008, 19:32

    sanki köşe yazısı okudum yazını okurken. Türkçeye karsı duyarlılığın ve özenin çok güzel. site çok samimi.
    yeni eğitim öğretim yılında da öğrencilerine başarılar sana da kolaylıklar diliyorum.
    mutlu kal… :)

  5. Erkan Hirik
    8 Kasım 2008, 22:50

    Ne kadar toz pembe ? Pembe mi! Yine mi…?

  6. e-vren :)
    9 Kasım 2008, 11:26

    Kaanım, bir kere de buradan “hayırlı olsun” demek istiyorum. Allah inşallah kadrolusunu nasip eder. Adı her ne kadar “ücretli öğretmen” ve her an “güle güle” denilme ihtimali olsa da bunu önemsemen, ciddiye alman son derece takdir edilesi bir davranış. Senden aksini de beklemiyorum zaten. Bir zamanların Ziraatçilerini, mühendislerini öğretmen yapanlar bu gün bize “ücretliyi” uygun görüyor olsa da yaptığın işin en iyisini yapacaksın prensibini her ne şart ve koşulda olursa olsun tatbik etmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

    Öğrencilerin ne şanslı ki sağlam bir Türkolog, ünlü bir blog yazarı ve harika karakterde bir öğretmene sahipler. Bu gün kaç öğrencinin blogger öğretmeni var ki :)

    Sonu belirsiz bu yolculukta birbirimizin destek ve dayanağı olacağımızın sözünü ben veriyorum. Başarı dileklerine gerek var mı? Sen zaten başardın.

  7. çilekli süt
    9 Kasım 2008, 14:37

    Hocam hayırlı olsun bu çok güzel bir haber umarım hedeflerinizi tamamlamış bir şekilde yıl sonuna ulaşırsınız :) Kirpikleriniz çok güzel bu arada :))))

  8. Guher
    10 Kasım 2008, 08:36

    heyecanınızı yazınıza öyle güzel yansıtmışsınız ki.ne kadar hoş.
    hayırlı olsun,tebrik ederim hocam.

  9. aişe
    11 Kasım 2008, 19:32

    Edebiyat öğretmenlerine düşen sorumluluğun farkındasınız.Umarım bu hep böyle sürer.Duyduğunuz heyecan daim sürsün efendim.:)

  10. muamma
    12 Kasım 2008, 12:43

    Hayırlı olsun:)

  11. Kaan Fakılı
    12 Kasım 2008, 18:36

    Yorumlarınız için teşekkür ediyorum arkadaşlar. :)

  12. yasemin
    13 Kasım 2008, 18:57

    kaan bey öncelikle hayırlı olsun öğretmenliğiniz.bir meslektaş adayı olarak görev almanıza gerçekten çok sevindim,çok güzel ya.darısı benim başıma inşallah.biraz bencillik edeyim,gerçi okulum henüz bitmedi ama olsun az kaldı,son yılım zaten. :)kaan bey yazınızı okurken çok heyecanlandım yaaaaaaaa ben de bir an önce öğretmen olmak ve sizin gibi öğrencilerime kavuşmak istiyorum. :) öğretmenlik kadar kutsal bir meslek var mı acaba şu fani dünyada? herkes kirpikleriniz güzel olduğunu söylemiş ben de çok yakışıklı olduğunuzu söylemek istiyorum. :)bu arada kaan bey size bir de sorum olacak: fen edebiyat mezunları kpssden yüksek bir puan alırsa formasyonsuz atanabiliyor mu?fen edebiyat mezunları için formasyon şart mı?bu konuda bir bilginiz var mı?fen edebiyat mezunu olacağım için…teşekkürler…

  13. Kaan Fakılı
    13 Kasım 2008, 19:52

    Teşekkür ederim Yasemin. İnşallah siz de bir gün atanır ve öğrencilerinize kavuşursunuz. Çok fazla çalışır, yorulur ve durun susun demekten sesiniz kısılır. :) Tatlı bir beddua oldu, ne dersiniz? :)

    Çok şükür mesleğimizin kutsallığına inanan bir avuç da olsa insan var.

    İltifatınız için teşekkür ederim. ;)

    Maalesef formasyon olmadan atama yapılmıyor. İlla ki formasyon. :)

  14. Melih ABLAK
    15 Kasım 2008, 09:20

    Sadece gülüyorum…….:):):) Geçen seneki dersane nasıldı?

  15. yasemin
    17 Kasım 2008, 10:03

    merhaba kaan bey,kesinlikle katılıyorum size.ya ben öğretmen olayım yeter,sesimin kısılmasına razıyım.:) diğer insanlar öğretmenliğe ne gözle bakarlarsa baksınlar hiç umrumda değil,ben öğretmenliği çok seviyor ve onun kutsallığına inanıyorum .bu yeter benim için. hadi yaaaa bu habere gerçekten çok üzüldüm işte. :( ben ne kadar çok çabuk öğretmen olmak istersem ,önüme o kadar çok engel çıkıyor ya. :( çok sinir bozucu bir durum.

  16. X-öğrenci
    19 Kasım 2008, 21:54

    Diğerlerinden farkı olmayan bir pazartesi sabahıydı…
    Sabah erkenden okula gitmek üzere yola çıkmış ve ilk derse geç kalmamak üzere hızlı adımlarla durağa yürüdüm.Otobüse binip,okula vardım.İlk dersin başlamasına 10 dk kala sınıfa çıktım.Ders edebiyat ve büyük ihtimalle de boştu…Sınıfta sabahın verdiği enerjiyle dolu bir hareketlilik vardı:)……
    Bir ara kapı aralandı!?İçeri güler yüzlü,genç birisi geldi ve onun yeni edebiyat öğretmeni olduğunu herkes anladı.Sınıfa girerken yüzünde hafiften bir tedirginlik vardı ve bunu yüzüne çok yakışan bir tebessümle bastırmaya çalıştığı belli oluyordu.Bir ara sınıfta ‘oooooo’ sesleri yankılandı.Konuşma tarzı,sesindeki sevecenlik,güleç yüzü ve yaşının yaşımıza yakın olması gibi sebeplerle sınıf çabucak bu yeni simaya alıştı….

  17. HMERT
    23 Kasım 2008, 22:49

    Öğretmenler gününü Kutlarım Kaan abi. Belki ilk öğretmenler gününü kutlayan kişi oldum. Sizin gibi hocam olsun 40 yıl daha okurum. Ahkâmım bu kadar…

  18. Kaan Fakılı
    24 Kasım 2008, 21:43

    Hmert, teşekkür ediyorum değerli arkadaşım. :) O kadar okumana gerek yok ya hu, bıkar insan. :)

  19. HMERT
    26 Kasım 2008, 13:59

    Okutana bakarım, eğer okumaya aşık ederse talebesiyim bir ömür boyu…

  20. h-öğrenci
    27 Kasım 2008, 18:40

    Diğerlerinden farkı olmayan bir pazartesi sabahıydı…
    Sabah erkenden okula gitmek üzere yola çıkmış ve ilk derse geç kalmamak üzere hızlı adımlarla servise yürüdüm.Servise binip,okula vardım.İlk dersin başlamasına 40 dk kala sınıfa çıktım.Ders edebiyat ve büyük ihtimalle de boştu…Sınıfta sabahın verdiği enerjiyle dolu bir hareketlilik vardı:)……
    Bir ara kapı aralandı!?İçeri güler yüzlü,genç birisi geldi ve onun yeni edebiyat öğretmeni olduğunu herkes anladı.Sınıfa girerken yüzünde hafiften bir tedirginlik vardı ve bunu yüzüne çok yakışan bir tebessümle bastırmaya çalıştığı belli oluyordu.Bir ara sınıfta ‘oooooo’ sesleri yankılandı.Konuşma tarzı,sesindeki sevecenlik,güleç yüzü ve yaşının yaşımıza yakın olması gibi sebeplerle sınıf çabucak bu yeni simaya alıştı….=)

  21. x-öğrenci
    29 Kasım 2008, 02:13

    korsanım çıkmış :)

diyeceklerim var, ben de ahkâm kesmek istiyorum

Yapacağınız yorumların, benim ve okuyucularım için değerli olacağını unutmamalısınız. Biz, yazdığınız her şeyi ciddiye alırız. Yorum yazarken kimseyi rencide etmeden yazmanızı, aşağılayıcı, rencide edici şeyler yazmamanızı temenni ederim. Türkçe yazım kurallarını ihmâl etmezseniz sevinirim. Zira "aslan yattığı yerden belli olur".

© Kaan Fakılı