Sevgili Onur, nam-ı değer Aslan Onur’un bloğunda gezerken güzel bir yazı ile karşılaştım ve bu konuyu kendi bloğumda değerlendirmem gerektiğini düşündüm.
Bardağa dolu tarafından bakmak…
Bu cümle ile yıllar önce bir sınavda karşı karşıya gelmiştim. Sanırım orta okul çağlarımdaydı. O yaşlarımda böyle bir şey bende pek etki yaratmamıştı. Ama yıllar geçtikçe bazı düşüncelerim değişti, olgunlaştım ve bazı gerçekleri görmeye başladım. Sanırım bu cümlenin anlamını da burada kavrayabiliyorum.
Nedir “Bardağa Dolu Tarafından Bakmak.” ? Şükretmek diye tabir edebilirim kısaca. Bana göre şükretmek. Elimizde olmayanlar için isyan etmek değil, elimizde olanlar için şükretmek…
Ne zaman elimde olmayanlardan dolayı isyan etmek istesem kendimi sokağa atıyorum ve şöyle 1 saat kadar geziniyorum. 100 metre ilerlede 10 yaşlarında bir çocuğun simit sattığını görüyorum. Ayaklarında ise bir yırtık ayakkabı. Kafamı çevirip yoluma devam ediyorum. 100 metre ileride 60 yaşlarında bir teyzenin kaldırım kenarında anahtarlık gibi birşeyler sattığını görüyorum. Kafamı çevirip az daha ilerliyorum. 100- 200 metre ileride sakat bir çocuğun yolda yürüdüğünü ve insanların onunla dalga geçtiğini görüyorum. Aldırış etmiyorum.
1 saat sonra ev geldiğimde ve yatağıma uzandığımda ise isyandan eser kalmıyor. Ya 10 yaşında simit satan çocuğun yerinde olsaydım, ya oradaki sakat abimizin yerinde olsaydım… Yani iyi yerde olmak olduğu gibi kötü yerde de olmak var…
Ondan sonra şükür duygularım başlıyor… Sadece şükrediyorum. Halimden memnun olduğumu, daha kötü durumda olanların benden daha iyi duruma geçmelerini diliyorum…
Amin.

1 ahkâm kesilmiş, ilkin okuyayım, sonra ben de yazarım bir şeyler
24 Mart 2008, 13:58
Dünyaya olumlu yönden bakmak.