Şöyle bir düşündüm de, birçok şeyi sevmiyormuşum aslında. Neleri sevdiğimi ya da sevmediğimi düzenli bir şekilde düşünmemiştim. Oysa ne çokmuş.
Bağnazları sevmiyorum: Dünyayı tek görüş etradında değerlendiren insanları sevmiyorum. Özellikle koyu Müslüman olanlarını. Bir de koyu dinsiz olanlar var ya, neyse. Efendim, hayat sadece Müslümanlıktan ibaret değildir. Müslüman olmayan kötü değildir. Müslüman da illâ iyi değildir. Falan filan işte. Ne dediğimi anlayan anladı.
Feministleri sevmiyorum: Hayatta daha ciddi meseleler var. Elbette, erkekler kadınları ezmemeli falan ama bir şeylerin de doğası var ya hu. Fıtrat meselesi var. Ben şahsen evin dışındaki hayatta eşimle aynı şartları taşımak istemem. Ben her zaman daha önde olmalıyım. Zira evin içi kadın içindir.
Çıkarlar için imâları sevmiyorum: Bırakın Allah aşkına. Biraz özünüz sözünüz bir olsun. Ne istiyorsanız söyleyin. Öyle kibarlık yaparak bir şeyleri örtbas edemezsiniz.
Burnumun akması sevmiyorum: Böyle yana yana akıyor ya, deli oluyorum. Kesip, atasım geliyor.
Irkçılığı da sevmiyorum aşırı Liberalliği de: Efendim, ırkçılığa oldum olası karşıyımdır. Şükür, Rabbin herkesi eşit yarattığına inancım kavi. Siyahın, beyazın falan hepsi eşit. Ama, bazı ırklara da içim ısınmıyor be. Hani nefret seviyesine geliyorum. Acaba bütün ırklar eşit deyip de bazılarını sevmesek günah olur mu?
Liberallik güzel, hoş. İnsanlara farklılıklarına rağmen birlikte yaşama imkânı veriyor. Ama fazlası da zararlı ya hu. Adamı kimliğinden uzak tutuyor ve her şeyi hoş görmeye başlıyorsun. Zararlı.
Burjuvazi Müslümanları sevmiyorum: Son günlerde en nefret ettiğim şey. Nedense paranın Müslüman’da olmasını çekemiyorum. Para bozuyor insanı abi. Hem de çok bozuyor. Gerçekten. Ne demiş Efendi, El- fakru fahrî
Tamamını oku |
9 ahkâm kesilmiş »
Evden Eve Nakliyat – Taşımacılık
Evinizde bulunan eşyaların nakliyat firması tarafından güvenli bir şekilde paketlenip diğer evinize taşınıp kurulumunun yapılması işlemidir. Üstelik evden eve nakliyat firmalarına ulaşmak çok daha kolay! Nakliyat firması aramaya son! İnternet üzerinden arama yaparak yüzlerce evden eve taşıma işlemi için nakliyat firması bulmak çok kolay.
Dikkat edilmesi gereken nokta kaliteli nakliyat firmasını bulmaktır. Bir çok evden eve nakliyat firması büyük firmaların isimlerini taklit ederek müşterileri mağdur etmektedir. Sizin içiniz rahat olsun diye biz sizin yerinize evden eve nakliyat firmaları arasında araştırmalar yaptık işte sonuçları;
İstanbul iline ait evden eve nakliyat analizi;
En uygun firmalar;
-www.aytacnakliyat.com ; Aytaç Nakliyat şehiriçi şehirler arası evden eve taşıma, büro taşıma ve tarihi eser taşıma gibi hizmetleri uygun fiyata ve kalitesi ile sunmaktadır. Firma şuanda kış sezonuna özel taşıma işlemlerinde %20 indirim uygulamaktadır. Aytaç Nakliyat firmasına ait belli başlı referanslar;
Temsa, Tedaş Anadolu Yakası, Koç Grubu, İstanbul Eğitim Vakfı, Ebru Gündeş, Kuşum Aydın, Zulfu Livaneli, Gökhan Zan, Emre Aşık, Bobo…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »

Başlık biraz iddialı oldu zannımca. Ama elimden geldiğince, dilim döndüğünce izah etmeye çalışacağım, düşüncelerimi. Amacım öyle makalemsi bilgilerle sizi sıkmak değil, düşüncelerimden hareketle deneme-sitem tadında bir şeyler ortaya çıkarmaktır.
Son günlerde özellikle revaçta olan bir tartışma: Türklük-Kürtlük. Ben işin sadece “Türklük” kısmını ele almak istiyorum:
Türk nedir? Sizce böyle bir kelimenin tanımını yapmak bir hayli zor değil mi? İdeolojilerin kelimeleri de kendi parmaklıklarına kapattığı bir dönemde yaşıyoruz. Haliyle her kelimenin her ideoloji için bir tanımı olacaktır.Kimine göre “kan bağı“, kimine göre “Türk’üm diyen“, kimine göre ise “Gevurla çarpışmayı göze alan“ Türk‘tür. Nitekim onlarca tanım daha sıralayabiliriz. Ancak onlarca tanımın ortak noktalarını görmek de pek zor olmasa gerek. Hemen birkaç tanesini sıralayalım.
Aşağı yukarı saf diyebileceğimiz bir kan bağı ile birbirine bağlı; aynı kültürden, geçmişten, savaşlardan, barışlardan, eğitimden, öğretimden, mutluluktan, sevinçten… vs. gelen kişilere Türk diyebilir miyiz? Bence deriz. Hem de altını çize çize.
Peki ya insan geçmişini kaybederse Türklüğünü de kaybeder mi? Bence kaybeder dostlarım.…
Tamamını oku |
3 ahkâm kesilmiş »
sağlık her şeyden önemli demişlerdi de inanmamıştım. ya da inanmıştım da başıma gelmeyene kadar pek üzerime alınmamıştım.
son zamanlarda yüksek lisans ödevleri, yazar okulu ödevleri ve kpss derken, günün birçok saati kafa eğilmiş, kitap okur vaziyette geçiyor. sabah 9-10 gibi evden çıkıyorum. ankara‘da bir üniversitenin kütüphanesine gidiyor ve güzelce bir bardak sütlü kahvemi içtikten sonra ders çalışmaya başlıyorum. kafamı önüme bir eğiyorum, başla.
birkaç saat kpss‘ye çalıştıktan sonra yüksek lisans ödevleri ile haşir neşir oluyorum. sonra da eve gelince bilgisayarda öykü yazmayla falan uğraşıyorum.
bu gözler ve boyun ne olur bu haldeyken?
şükür, boynuma pek bir şey olmadı. hafif hafif ağrı var. ama gözler, -sanırım- sizlere ömür. kitaptaki yazıları okumaya başlayınca bir sulanma, bir bulanıklık oluyor ki sormayın. yazıları seçeceğim diye bir de kendimi zorluyorum, o da iyice ağrı yapıyor. vallahi kaç gündür kendimi zorlamaktan gözlerim epey ağrımaya başladı.
sabah kalkıp önce sağlık karnesi çıkartmaya gideceğim -malûmunuz lisanstan sonra örgün eğitimdeki kariyerime bir iki sene ara vermiştim.…
Tamamını oku |
ahkâm kesilmemiş »
uykunun bir parçasıdır rüya. belki bize uykuyu daha uzun hissettirebilmesi için bahşedilmiş bir şeydir, belki de gerçekten gelecekten bir haber veriyordur.
rüyalar hakkında pek bir malûmatım yok. ama inanmıyor da değilim. hz. yusuf’un bir rüya yorumcusu olduğunu düşünürsek aksi pek mümkün gözükmüyor.
bu gece bir rüya gördüm. öyle bir rüya ki, sanki hz. isa’ya nasıl incil blok halinde, tek seferde gelmişse, bana da rüyam öyle geldi. bir gecede görüp görebileceğim bütün rüyaları gördüm. görüp görebileceğim bütün insanları ve bütün olayları gördüm.
birlikte olduğum bütün insanlar, arkadaşlarım… hepsi sanki terker teker gösterildi bana. ve hepsini aynı anda da görmedim. sırayla, hissederek gördüm.
rüyaları hissedersiniz değil mi? uyandığınızda hâlâ etkisindesinizdir. hattâ uyanamadığınızda bile. ben mesela, erken yatmama rağmen uyanamadım sabah. güya erkenden kalkıp, hastaneye falan gidecektim. ama gözlerime bir ağırlık çöktü.tabir-i caizse bu rüya beni “yordu”.
evet, rüyalar insanı yorar mı?
bence yorar. hem de koskoca bir gün düşünmüşsünüz gibi yorulursunuz. başınız ağrır. beyninizin kafanızın içinde büyüdüğünü hissedersiniz.…
Tamamını oku |
1 ahkâm kesilmiş »