babymall macunkoy

Babymall Macunköy Mağazasının Rezilliği ve Paramı İşletmesi

Bloguma yazı yazmayalı epey bir zaman olduğunu fark ediyorum. Ancak yoğun çalışma, projeler, yaşantı vs. derken elim bir türlü yazmaya gitmiyor. Aslında bu yazıyı da kaleme almayacaktım ama Babymall Ankara Macunköy mağazasında yaşadığım bir sıkıntı sebebiyle kaleme alma ihtiyacı hissettim. Ben yazayım ki herkes buradaki bazı çalışanların ve firma politikasının ne kadar rezil olduğunu, beni ne kadar zarara uğrattıklarını bilsinler. Sizden ricam sıkılmadan okuyun.

BABYMALL ÇALIŞANLARI GERÇEKTEN BU İŞİ YAPMAK İSTİYOR MU?

Malumunuz 2015 yılının Mart ayında kızımız dünyaya geldi. Onu gezdirmek, taşımak amacıyla bir bebek arabası almaya karar verdik. Rutin bebek ihtiyaçlarında olduğu gibi bebek arabası ihtiyacında da Babymall Ankara Macunköy mağazasını tercih ettik. Ancak nereden bilebilirdik ki hayatımızın en büyük hatalarından birisini yapacağımızı?

Buradaki satış temsilcisinin bizi yönlendirmesi ve ikna etmesiyle Chicco lite way plus marka bebek arabasını kredi kartımızla taksitle 692 TL’ye satın aldık. Bebek arabasını yaklaşık 1 yıl kullandık ama bebek arabasını aldığımız 1. aydan itibaren bebek arabası konusunda birtakım problemler yaşadık. (Bu problemleri yazının konusu olmadığı için burada anlatmıyorum. )

Yaşadığım problemlerden ötürü Chicco lite way plus marka bebek arabasını servise vermek amacıyla 24 Mayıs 2016 tarihinde Babymall Macunköy mağazasına gittim. Babymall Macunköy mağazasındaki kasa görevlisi benden ürünün faturasını istedi. Ben de ürünün faturasının evde olduğunu, bilgisayardan proforma fatura çıkarabileceğini söyledim.  O esnada kasada duran Özer isimli mağaza müdürü 2015 yılının fatura programının kasadaki bilgisayarlarda olmadığını, fatura nüshasını mağazanın arka tarafındaki müşteri hizmetleri bölümünden almam gerektiğini söyledi. Bunun üzerine gidip müşteri hizmetlerinden ürünün 692 TL’lik faturasını aldım ve ürünle birlikte teslim ettim, karşılığında servis fişi (aşağıda ibraz edeceğim) aldım.

Ürünü teslim ettikten yaklaşık 10 gün sonra ürünün akıbetini öğrenmek için Babymall Macunköy mağazasına gittim. Müşteri hizmetleri bölümündeki arkadaş gayet “kibirli” bir tavırla, ürün bize gelseydi biz sizi mutlaka arardık diye ürünümün gelmediği yönünde bana bilgi verdi. Ancak ben orada bulunan Chicco kutusuna bakar mısınız, belki benim ürünümdür, diye sordum. Kutuya baktığında ürünün benim olduğunu, ürünün geldiğini ancak Chicco firması tarafından iade alınacağını belirtti. Bunun üzerine ben de o zaman ürünün parasını alayım dedim. O an müşteri hizmetleri bölümünde bulunan mağaza müdürü Özer isimli arkadaş faturanız yanınızda mı diye sordu. Ben de getirmedim, geçen sefer de buradaki bilgisayardan çıkardık dedim. Tekrar çıkarır mısınız diye sorduğumda, kasadan faturamı çıkarabileceğini söyledi. Ben de kasada 2015 yılının programı yokmuş bu sebeple buradan çıkarılıyormuş dediğimde, olur mu öyle şey kasadan çıkarabilirsiniz dedi. Yani bir üst paragrafta kasada o programın olmadığını iddia eden Babymall Macunköy mağaza müdürü Özer isimli arkadaş kendini yalanlayarak o programın kasada olduğunu söyledi. Bu durumu orada söyleyip arkadaşı rencide etmek istemedim.

Kasaya gidip gerekli faturayı çıkardım ve iadenin yapılmasını beklerken kasadaki görevli bilgisayardan hediye çeki çıkarıp verdi. Bu ne diye sorduğumda, ürünün yenisini almayacak mısınız, mağazamızdan alırsınız bu hediye çekiyle, dedi. Ben de arkadaşa çıkıştım. Ben paramı istiyorum, istediğim yerden alışveriş yaparım dediğimde o anda kasada bulunan mağaza müdürü Özer Bey, bu çekin kesildiğini, artık geri alınamayacağını söyledi. Ben de böyle saçma şey olmaz, bu çeki almam paramı verin dediğimde bugün iade alamam yarın gelin dedi. Ben de yarın gelemem bugün iadesini yapın, beni uğraştırmayın dediğimde  “ZATEN BU ÜRÜNÜN İADESİNİ SİZE CHİCCO YAPACAK, BİZİMLE ALAKASI YOK.” dedi. Bunun üzerine çıkardığımız proforma fatura üzerine benim IBAN numaramı aldı ve birkaç gün içinde bana CHICCO firması tarafından iade yapılacağını söyledi. Ben de bu beyan üzerine mağazadan çıktım. Bu olayların 2016 Mayıs ayının sonunda ya da Haziran ayının başında olduğunu unutmayın aşağıda lazım olacak.

Eve gelip 17 Haziran’a kadar ürünün  ücretinin iade edilmesini bekledim. Ücret iadesi yapıldığında hemen gidip yeni bir ürün alacaktım. Ancak 17 Haziran tarihine kadar herhangi bir ücret iadesi yapılmadı. Bunun üzerine Babymall mağazasını arayarak ürün iadesi hakkında bilgi almak istedim. Fakat saatler boyunca aramama rağmen benimle ilgilenen kimse çıkmadı. En son güç bela bir arkadaşa ulaştım. Yanında Özer Bey vardı. Arkadaşa ürünümün iadesini sorduğumda yanındaki mağaza müdürü (sanırım benim duyduğumu anlamadı) mağazaya gelsin öğrensin, telefonla bilgi veremeyiz dedirtti.  Ben de bu olay üzerine Chicco firmasını aradım. Chicco firmasında çalışan Merve Hanım, sorunun kendilerini ilgilendirmediğini ancak bana yardımcı olmak istediğini söyledi. Ben de konuyu etraflı bir şekilde anlatan bir e-posta yazarak hem Chicco’dan Merve Hanım’a hem de destek@babymall.com.tr adresine bu e-postayı yolladım. E-postayı atmamdan yaklaşık 15 dakika sonra Chicco Ankara Bölge Müdürü Ozan Bey beni arayarak son derece kibar bir şekilde sorunumu dinledi. Babymall’ün sahibi Ahmet Bey ile görüşeceğini, sorunumu kısa bir süre içerisinde çözeceğini söyledi ve  kendilerinden kaynaklanmasa da özür dileklerini bana iletti. Dediği gibi Babymall’ün sahibi Ahmet Bey’le görüştüğünü, sorunun hemen çözüleceğini bana iletti. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Ayrıca Chicco firmasını ürünlerinin arkasında durdukları için tebrik ediyorum.

Ozan Bey ile telefon görüşmemden yarım saat kadar sonra Babymall Macunköy Mağazza müdürü Özer Bey, beni telefonla arayarak gayet “titrek” bir sesle sorun için tekrar tekrar özür diledi ve iadenin hemen yapılacağını bana bildirdi.  Bir sıkıntım olursa bu cep numarasının kendisinin olduğunu, istediğim zaman arayabileceğini söyledi. Bu tarih de 17 Haziran 2016, unutmayın. Not edin.

17 Haziran’dan 1 Ağustos’a kadar geçirdiğim süreci tam olarak ben de idrak edemiyorum. Derli toplu bir süreç olmadı. Bu sebeple Özer Bey’i aradığım tarihleri tek tek not etmedim. Ancak mahkemeye verdiğimde bu tarihlerin hepsini teker teker çıkaracağım. Mağaza Müdürü Özer Bey, iadenin hemen yapılacağını söyledi ancak iade 15 gün içerisinde yapılmadı. Ben de Özer Bey’i cep telefonundan aradım ve durumu sordum. Özer Bey, iadenin banka kanalıyla yapıldığını, 20 gün kadar süreceğini söyledi. Yine tamam dedim ve beklemeye başladım. 20 gün sonra Özer Bey’i arayarak iadenin hala yapılmadığını söyledim. Kendisi bu duruma çok şaşırdı. Bunun üzerine bana muhasebe ile görüşüp hemen döneceğini söyleyerek telefonu kapattı. Özer Bey yaklaşık 1 hafta bana dönmedi. 1 hafta sonra ben aradım ve ne hikmetse hala muhasebeden bilgi beklediğini söyledi. Hemen döneceğim dedi fakat dönmedi. Ertesi sabah aradım, “Mağazadan bir arkadaşımızın çocuğu öldü.” deyip benden 1 gün daha müsade istedi. Gayet insani bir durum olduğu için birkaç gün hiç rahatsız etmedim. Ancak daha sonra tekrar arayıp gün içerisinde sorunu halletmezse artık “mahkeme” yoluna başvuracağımı söyledim. Ve tahmin edersiniz ki gün içerisinde de sorun hallolmadı.

Ben de sorunu tekrar mağaza sahibi Ahmet Bey’e iletmesi için 26 Temmuz 2016 tarihinde Chicco Bölge Müdürü Ozan Bey’i aradım. Ozan Bey, ilgileneceğini söyledi. Ozan Beyle görüşmemden birkaç saat sonra Babymall mağazasının muhasebe biriminden beni aradılar. Benden faturanın kimin adına olduğunu öğrenmek istediler. Ben de “dalga mı geçiyorsunuz?” diye söyledim. 3 farklı ismi daha önce defalarca vermiştim. Kaan Fakılı, Eşimin adı Fakılı, Eşimin adı bekarlık soyadı diye 3 farklı kombinasyon vererek arayın faturayı demiştim. Ancak ne hikmetse muhasebedeki arkadaş dalga geçerek “Tamam, tamam şimdi oldu, biz de nedense hep Kaan Fakılı diye aratıyorduk.” diye yaşanan süreçten neredeyse beni sorumlu tuttu. Velhasıl sabah bu işi halledeceğini söyledi. Ancak 27 Temmuz 2016 Çarşamba sabah bu paranın hesabıma geçmesi gerekirken 1 Ağustos’ta halâ hesabıma bu para geçmedi.

Özetle;

Takriben 1 Haziran’da ürün iade kararı çıkmasına rağmen 1 Ağustos’ta halâ paramı alamadım. 60 gün, neredeyse 50 iş günü yapıyor. Bu parayı alamadığım için kredi kartı borcumun bir kısmını yatıramadım ve faiz işledi. 2 ay boyunca manevi anlamda çok yıprandım ve sinirlerim alt üst oldu. Bu süreçte hem Babymall mağazasının müdür Özer Bey hem de çalışanları ve muhasebe birimi benimle dalga geçer gibi davrandılar.

Soruyorum size, siz olsanız ne yaparsınız? Bunu bir dava dilekçesi haline getirip maddi ve manevi tazminat davası açmaz mısınız? Sosyal medyada ve haber kanallarında bu firmayı ve çalışanlarını karalamaz mısınız?

2 ay boyunca sizin paranızı mağazanın işlettiğini, bu para üzerinden para kazandığını düşünmez misiniz? Ya da bana iade edilecek tutarın bir şekilde mağaza çalışanlarından biri veya birkaçı tarafından harcanmış olabileceğini, Özer Bey’in beni oyaladığını düşünmez misiniz?

Ben en temizini, zahmetli ama doğru olanını yapacağım. Yarın ilk işim mahkemeye vermek olacak.

Read More

Suriye Meselesi

Son günlerde gerek öğrencilerimle yaptığım sohbetlerde, gerek haberlere yapılan yorumlarda gerekse dost meclislerinde Suriyeliler konusuyla ilgili acımasızca yapılan yorumlara şahit oldum. Üzülerek belirtmeliyim ki “köpeklere mama vermenin Suriyelilere yemek vermekten daha kıymetli” olduğunu düşünenleri bile gördüm. Bu tarz yorumları gördükçe insanlığımdan utanır oluyorum.

Bugün ülkemizdeki en büyük problem sanırım Suriyeliler meselesidir. Onların ülkemize alınması konusunda plansız, programsız hareket edildiğini kimse inkâr edemez. Ülkemize geldikten sonra ciddi -özellikle sosyolojik- sorunlarla karşılaştığımız da inkâr edilemez. Bu sorunun ivedilikle çözülmesi gerektiği de inkâr edilemez. Ancak bu olaya yaklaşırken biraz empati yapmayı da denemek gerekiyor.

“Savaş gören bir toplum” olmanın ne olduğunu 1922 sonrası doğanlar olarak hiçbirimiz bilemeyiz. Gece yatağa yattığımızda uykumuzun en derin yerinde bomba sesleri ile irkilerek uyanmanın ne demek olduğunu, bakkala ekmek almaya giden babamızın, ağabeyimizin veya kardeşimizin ölüm haberini almanın ne demek olduğunu, evleri -haklı veya haksız- birçok farklı kesim tarafından zamansız basılıp çocuğumuzun, eşimizin gözlerimizin önünde katledilmesinin ne demek olduğunu bilemeyiz. İşte bu sebeple onları anlamamız ve bu durumu çözüme kavuşturma aşamasında bunları da göz önünde bulundurmalıyız.

Unutmayalım, barışta oğullar babalarını, savaşta babalar oğullarını gömer. (Croesus)

Read More

Nükleer Santrale “Evet”

Son günlerde ülke gündemini meşgul eden bir konu var ki özellikle videolar ile vs. epey ilgi çekiyor: Nükleer Santral.

Toplum her konuda olduğu gibi nükleer santral konusunda da ikiye ayrılmış durumda. Bir kısım evet derken diğer bir kısım da hayır diyor. Tabii bu evet ve hayırın önemli bir kısmının siyasi fikir akımlarına kapılma olduğunu düşünüyorum ancak yine de bilinçli olan bazı vatandaşlarımız mantıklı sebeplerle evet ve hayır diyebiliyor. Lafı hiç uzatmadan belirteyim ki ben de nükleer santrale evet diyorum. Tabii haklı sebeplerle.

1. Bugün dünya siyasetine ve ekonomisine yön veren ülkelerin hemen hepsinde yirmişer otuzar tane nükleer santral mevcut. Hepsi de bizim “ileri teknoloji” ile donatılmış gördüğümüz ülkeler. Cep telefonları, tabletler, bilgisayarlar, televizyonlar ve arabalar ithal ettiğimiz ve kolay kolay yakalayamayacağımız bir teknolojik gelişmişlik düzeyi olan ülkeler. Ne hikmetse bu ülkelerin hepsinde nükleer santral var ve hayatın olağan akışı içerisinde yer alıyor. Ancak Türkiye gibi gelişmekte olan ve daha doğrusu “Müslüman” olan ülkelere gelince nükleer santral felaket getiriyor. Dünyada 443 tane nükleer santral var ve İran hariç içerisinde bir tane bile Müslüman ülke yok. Sizce bu tesadüf mü? (Kaynak: http://www.iaea.org/pris/ )

2. Nükleer santral, herhangi bir patlama esnasında binlerce kilometrelik bir alana zarar veriyorsa, Türkiye’nin doğu sınırına 16 km’lik bir uzaklıkta olan Ermenistan’daki, İstanbul’a sadece 400-500 km uzakta olan Avrupa’daki, 800-900 km uzaklıkta olan Ukrayna ve Rusya’daki diğer santraller patladığında veya zarar gördüğünde Türkiye zarar görmez mi?

3. Nükleer faaliyete karşı çalışmalar yürüten “sözde çevreci” X grubunun aslında paranın tillahı olan; Iphone 6’larından, Note 4’lerinden, deri koltuklarından ve lüks binalarından dünyanın dört bir yanındaki ülkelere emir yağdıran bir ŞİRKET olduğunu bilmiyor musunuz?

4. Yukarıdaki maddelerin hepsini geçtik diyelim, elbette temiz, yaşanacak, yeşile doyacağımız bir gelecek hepimizin hakkı ve hepimiz bunu ölesiye istiyoruz. Hepimizin hayali müstakil, bahçesinde envai çeşit meyve ağacı olan evlerde oturmak. Peki kaçımız gidip köydeki toprağa ayak basıyor? Kaçımız gidip de tarlada çalışıyor? Ben yeşili isterken samimi olmadığımızı ve sadece ROMANTİK ANADOLUCU olduğumuzu düşünüyorum. Sanırım Çankaya’da 1-2 trilyonluk lüks dairelerinde oturup halkçı olmaya benziyor bu ne dersiniz? :)

5. Kaçımız bugün telefondan ve bilgisayardan, hatta evimizin tavanına döşediğimiz spot ışıklardan ve hattâ AVM’lerden vazgeçebilir? Vazgeçtiğimiz an nüklere hayır diyeceğim.

Sevgiler.

Read More