Kaan Fakılı
  • anasayfa
  • kim bu kaan?
  • bana ulaşın
  • takip ettiklerim
  • ziyaretçi defteri
  • projeler
  • rss nedir
Ağu
24

Çok Tanrılı Dine İnanıyorum

Kategori: mühim meseleler | 1 ahkâm kesilmiş

Not: Sona yazmam gereken notu başa yazdığım için üzgünüm. Bunu mecburiyetten yapıyorum. Zira yazımın başlığını ve ilk birkaç satırını okuyup beni kâfirlikle suçlayanlar sık sık oluyor. O yüzden şimdiden bu yazının “ironik” bir üslûpla ele alındığını belirtmekte fayda var. Lütfen kalp sağlığınızdan endişe ediyorsanız ya da anlayış problemi yaşıyorsanız yazının devamını okumayın…

Tanrı Misafiri

Elbette başlık her zamanki gibi, yazacağım yazıya göre biraz daha iddialı oldu. Ancak belki de yazımın içeriğini az çok anladığınızda yerinde bir başlık kullandığımı göreceksiniz.

Öncelikle tek tanrılık ya da çok tanrılık kavramına bir açıklık getirmek istiyorum. Tabiî bu açıklığı getirirken hepimizin ilköğretim ve ortaöğretimde okuduğu lise kitaplarındaki beşerî ve ilahî dinler gibi bir tasniften hareket etmeyeceğim. Aksine alışılmışın dışında bir tasnif yapmış olacağım. Her ne kadar bu tasnifin daha evvel yapılmış olma ihtimali olsa da şu an yaptığım şey tamamen kendi yazımdan yaptığım bir çıkarımın neticesidir.

Adından da anlaşılacağı gibi bu iki kavramın (tek tanrılı-çok tanrılı) temel farkı, isimlerin başındaki sayı belirten sıfatlardır. Birisi “tek”, öteki ise “çok”, yani birden fazla anlamına gelen bir sıfattır. Teklik ya da çokluğun ne olduğu hususunda da tekliğin eşi ve benzeri olmayanı, çokluğun ise bir şeyden birden fazla olduğunu ifade ettiğini söylemeliyim. Tek tanrıya inanan, hepimizin aşina olduğu gibi yaratıcının tek olduğu, varlığın ve yokluğun, başlangıcın ve sonun o olduğu tanrıdır. Temelde takıldığımız nokta tek tanrılık değil aslında, çok tanrılık.

Çok tanrılık belki de hepimizin “Çağrı” gibi filmlerden de bildiği gibi “putperestlik” olmasa gerek. Bu emin olun kaba bir ifade olur. Hele ki zihnimdeki çok tanrılık kavramının yanına bile yaklaşamaz.

Çıkıntı yapmak istemem ama burada hemen bir yere atlamak istiyorum. Biliyorsunuz ki bizim tek tanrımızı Nietzsche bundan ortalama 130 yıl evvel “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabında “God is dead!” ya da “Tanrı öldü!“ sözüyle öldürmüştü. Acaba Nietzsche’nin öldürdüğü tanrı kimdi?

Kendi camiamdaki inançtan yani Müslümanlıktan hareketle söylemek gerekirse “Allah“ı mı öldürmüştü Nietzsche? Ya da Hıristiyanın God‘ını mı? Ya da İsrailoğulları’nın Yahve/Yehovası‘nı mı ? Ya da bir başka dinin kendi kutsal dillerine has tanrısını mı? Ne fark eder ki…

Buradan tekrar mevzuya geçeceğim ve yazının sonunda Nietzsche’nin öldürdüğü Tanrı’dan bahsedeceğim.

İnandığımız tanrıyı hangimiz görebildik bugüne kadar? Hangimiz gözlerimizi kapattığımızda tanrımız karşımızda durdu, ya da açtığımızda. Hangimiz bir eşya taşırken “Şunun ucundan bir tutar mısın?” dediğimizde gelip ucundan tuttu. Ya da hangimiz  tanrı ile oturup sohbet ettik. Bunların hiçbirisinin mümkün olmadığını tabii ki ben de biliyorum. Zira bize tanrının somut olmadığını İbrahim göstermedi mi? Yıldıza, aya, güneşe koşmadı mı “Tanrı”m diye. Sonra fark etmedi mi tanrısının gözle göremeyecek kadar soyut, elle tutamayacak kadar hissî, tasvir edilmeyecek kadar hayalî olduğunu.

İşte hangimizin tanrısı birbirinin aynısı? Hangimizin zihnindeki tanrı tasavvuru birbirini tutuyor? Sizin zihninizdeki tanrı ile bendeki tanrı bir mi acaba? Ya da sizin tanrınızın kızdığı bir şeye benim tanrım kızar mı? Hangimizin tanrısı daha affedici, hangisi daha sinirli ve hangisi daha şefkatli? Her birimizin tasavvur ettiği tanrı birbirinden farklı değil mi? Sizin tanrınız gaddar, asan, kesen iken benim tanrım, affedici, merhamet edici olabilir. Bu yüzden aynı tanrıya inanmadığımızı düşünüyorum. Her birimizin tanrısı farklı farklı.

Sizin tanrınız için haccın belli bir mevsimi var, bir başkasının tanrısı için yılın her günü hacc olabilir. Ya da birisinin tanrısına göre yüzmek suyu israf etmek iken, bir başkasının tanrısına göre sünnet olabilir.

- Belki buradan hareketle geleceğim nokta daha acı bir nokta olabilir. Ve eminim ki yazının ruhaniliğine gölge düşürecektir. Ancak özellikle bunlar için bu yazıyı yazdığım düşünülürse gelmeden yapamayacağım da rahatlıkla anlaşılır. -

Kimilerinin tanrısı kendine inanlanların çabalamadan herhangi bir makam mevkiye gelmesini onaylayabilir, bu makama mevkiye gelmek için milyonlarca kişinin isteklerini, azimlerini, çalışmalarını görmezden getirtebilir ama maalesef  benim Tanrı’m buna müsade etmeyecektir.

Kimilerinin tanrısı, inancın, sadece kafaya takılan bir bez, günün beş farklı vaktinde elleri yere koyup koyup kaldırmak olduğunu, ancak bir başkasının hakkının yenmesinin olmadığını söyleyebilir.

Kimilerinin tanrısı, milyonlarca insanın alın teri dökerek, milyarlarca lira masraf yaparak girdiği bir sınavda soruların kendi seçtikleri F tipi güvenlik elemanları aracılığıyla çalınıp, kendi yüzlerce üyesine verilmesine müsade edebilir.

Maaleef ben bu noktada çok tanrılı dine inandığımı açık yüreklilikle söylemek istiyorum.

Benim inandığım tanrı bana hiçbir insanın hakkını hiçbir şekilde yememeyi, sebebi her ne olursa olsun bir başkasının hakkına girmemeyi, yine sebebi her ne olursa olsun “hırsızlık” yapmamayı, yalan söylememeyi, vs. vs. emredendir. Bu yüzden benim tanrımın sizin tanrınızla hiçbir alakası yoktur.

Ve belki ben bugün, Nietzsche ile ortak hisli bir bağlantı kurup sizin zihninizdeki pasif, uzak duran tanrınızı öldürdüm! Ve belki Nietzsche’den ayrıldığım nokta bu ki, yerine tamamen hayatımın her alanında etkin, 24 saat beni bir şekilde izleyen, ağzımdan çıkan her şeyi not ettiren, şaka yollu da olsa işlediğim her kusuru yazdıran bir Tanrı koydum.

Ve korkarım ki beyler/bayanlar, benim tanrım sizin tanrınızı döver!

Tamamını oku | 1 ahkâm kesilmiş »

Tem
23

hayatı kolaylaştıran icatlar

Kategori: sevgili günlük | ahkâm kesilmemiş

Bazen bazı işleri yapmak o kadar çok canınızı sıkar ki, o işi yaparken etrafınızda ne kadar kişi varsa ona çatarsınız. Onunla münakaşa edersiniz; o işi birinci dereceden size yaptırsın ya da yaptırmasın. Yine bazı zamanlarda öyle ufak şeylere ihtiyaç duyarsınız ki, aslında düzeneği çok basittir ama kimse yapmamıştır; elinizin altında olmayınca canınız sıkılır. Ulan, dersiniz! Atom bombasını yapan adam, bırak öyle şeylerle uğraşmayı da şöyle şu basit şeyleri yap dersiniz. İşte bu yazıda onlardan iki tanesini paylaşacağım sizinle. Aslında gönül isterdi ki üç-beş tane paylaşayım ama dayanamadım ve yazmak istedim. Bunlardan ilki “perdematik” yani perde takma makinesi.

Bizde adettir; her bayram öncesi mutlaka güneşlikler, tüller teker teker sökülür, yıkanır, ütülenir ve tekrar takılır. E anneniz ya da eşiniz takma aşamasında bayağı uğraşacağından ve en nihayetinde bir erkek gücüne ihtiyaç duyacağından bu iş sizin üzerinize kalır. Siz de gönülsüz de olsa bir merdiveni ya da babadan kalma bir sandalyeyi yanaştırırsınız korneşin…

Tamamını oku | ahkâm kesilmemiş »

Tem
16

Duyulmayan Anlam Çığlığı*

Kategori: kitap | ahkâm kesilmemiş

“insan kendi insanlığını tartışmak istediği zaman, insanların birbiriyle olan bağlantılarını tartışma alanına sokmak istediği zaman, kendini çevreleyen nesnelerle olan bağlantısının vehametini kavradığı zaman şiir canlılık kazanır. bireyin hayatında da, toplumların hayatında da şiir “critique” dönemlerin sanatıdır.” (ismet özel, şiir okuma kılavuzu, sayfa 21)

Bir önceki yazımda da tezimle ilgili okumalara –özellikle psikoloji içerikli- başlayacağımı söylemiştim. Eh fena da düşünmemişim. Zira bunun için seçtiğim ilk kitap son zamanlarda üzerinde sıkça düşündüğüm konulardan birisini de kapsıyor: hayatın anlamı!

Kitap seçimi konusunda bu kadar isabetli davranacağımı pek düşünmemiştim. Zira hem hacim olarak ufak bir kitap seçmişim, hem de içerik olarak bir hayli yoğun bir kitap. Hacim olarak ufak bir kitap seçmemin en önemli avantajı beni kitap okumaya yeniden adapte edecek olması.

Hepimiz sık sık yaşadığımız hayatı sorgularız. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi, neden var olduğumuzu gibi. Üstelik yaşamın anlamsızlığından yakınmak anlam arayışı içerisinde olduğumuzu gösterir. Mesele aslında bu arayışa uygun cevaplar…

Tamamını oku | ahkâm kesilmemiş »

Tem
15

nerede kalmıştık ?

Kategori: sevgili günlük | 1 ahkâm kesilmiş

Bir ödev sorumluluğunda yazı yazmanın ne demek olduğunu daha önceleri pek bilmezdim. Yazdığım yazılar tamamen kendi düşüncelerimin ya da duygularımın kalemimi harekete geçirmesi ile ortaya çıkmış yazılardır. Ancak bu yazımda beni harekete geçiren şey bizzat kendim değildir. Bu yüzden de diğer yazılardan daha fazla ciddiye aldığım bu yazıyı yine diğerlerinden bir hayli gerilerek kaleme alıyorum. Üstelik buradaki “kaleme almak” ifadesini hep mecaz anlamda kullandığımı bilen okuyucular, bu sefer yanılacaklardır. Zira şu anda, bu satırları ufak bir not defteri üzerine, kurşun kalemle karalıyorum.

Zihnimde hazırladığım plân gereği bu yazıyı yazarken, mahalledeki trafonun patlamasının da etkisiyle evdeki yegâne ışık kaynağı olan mumu kendime bir vasıta eyleyecektim. Ancak kısmet ki, kalem ve kâğıda davrandığım anda bir “cereyan” vuku buldu. O yüzden bu yazımı da Edison’un sponsorluğunda yazıyorum.

Uzunca bir süredir yazı yazmamamın da verdiği utangaç, heyecanlı ve bir o kadar da cilveli bir edayla henüz ne yazacağımı tam olarak belirleyemedim. Son yazdıklarımdan bugüne…

Tamamını oku | 1 ahkâm kesilmiş »

12345678910»...son sayfa »


Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

yazılarımı rss ile takip edebilirsiniz
rss nedir?

arama yap

kategoriler

  • bilişim
  • denemeler
  • dil bilim
  • garnitür
  • kısa kısa
  • kitap
  • klasik türk edebiyatı
  • mühim meseleler
  • sevgili günlük
  • şiir
  • sinema
  • tasavvuf
  • türkçe

son yazılar

  • Çok Tanrılı Dine İnanıyorum
  • hayatı kolaylaştıran icatlar
  • Duyulmayan Anlam Çığlığı*
  • nerede kalmıştık ?
  • ANKARA BÜYÜK GAZZE MİTİNGİ
  • seviyorum.
  • Müzik kültürüm ve dinlediklerim hakkında
  • “Tekel” İşçileri
  • sevmiyorum.
  • evden eve taşıma, nakliyat haberleri ve nakliyatçılar sektörü

  • son yorumlar

  • anlık takip

    • dost siteler

      • moliva, boşanma, boy uzatıcı, kilo aldırıcı, estetik , Kartuş Dolum Seti , kilo alma, boy uzatma, telefon dinleme, altın çilek, Acı Meksika Biber Kapsülü Resmi Satış Sitesidir.
    • hayranlar

    © Kaan Fakılı